27 Mart Seçiminin En Karlıları Rejim ve Refah Partisi’dir

Süleyman Arslantaş

Bugün içinde yaşadığımız toplumun siyasi olarak yetmiş yıldır dayatılan Kemalizmi ve laikliğin bilinçli olarak benimsendiğini iddia etmek mümkün değildir. Aynı zamanda bu toplumun İslam'ı da siyasi bir nizam olarak kabul ettiğini ifade edemeyiz. Yani Allah Teala'nın göndermiş olduğu Kur'an boyutlu bir İslam anlayışı ve kabulü bugüne kadar toplum olarak benimsenmiş sayılamaz. İçinde yaşadığımız toplum özellikle 1946'dan bu yana çeşitli vesilelerle laik-kemalist rejime muhalefeti ortaya koyarken, diğer yandan da her geçen gün laik sisteme entegre olagelmiştir. Mesela son seçimde halkın geniş bir şekilde seçimlere iştirak etmesi mevcut rejimin artı hanesine kaydedilmesi gereken bir husustur.

Seçime katılan partiler il genel meclisi kapsamında DYP, ANAP, RP olarak birbirlerine çok yakın oylar alırken. Özellikle SHP çok gerilerde kaldı. Şüphesiz seçimin tek galibi RP ve laik rejimdir aslında. Sistemin önde gelenleri katılımın artmasından oldukça memnun iken, RP'de toplanan oyların özellikle büyük şehirlerde meydana gelen patlamanın bilinçli seçmenin klasik laiklik ve kemalizme karşı bir tavır niteliği taşımasından da oldukça rahatsız oldular. Zira bu tavır medya ve kemalistlere cevap niteliği taşımaktadır.

Aslında bu seçimlerin ortaya çıkarttığı somut gerçeklerden birisi de, toplum olarak sisteme rağmen değil, sistemle birlikte alternatif modeller ortaya konulabileceği ve konulduğu hususudur. Sistemin ekonomik, sosyal, siyasal vb. hususlar itibari ile fevkalade sıkıştığı bir dönemde bu seçimler rejimin tıkanıklığını toplum bazında gözlerden bir hayli uzaklaştırdı. Kanaatim bugün rejimin mahiyetinin tartışılmasından daha çok rejimin yerel ve genel yönetim itibari ile kimlerin yöneteceği hususu ön plana çıkmıştır.

Yaşadığımız ülkede rejim 70 yıldır kendisini sürekli emin ellere teslim etmiştir. Bu emin eller dürüst de olsalar, hırsız da olsalar netice itibari ile laik-kemalist ilkelere sadakatlerinden şüphe edilmediği için fazla rahatsızlık vermemişlerdir. Bunlar ister sağ, ister sol olsun fark etmemiştir. Ancak bugün durum dünden biraz farklı gözükmektedir. Zira laik-kemalist ve de demokratik olan mevcut rejimin kendi ilke ve kurallarına uygun olarak kurulmuş olan RP şahsında rejim ve yandaşları İslam'ı görmeye çalışmaktadırlar. Dün böyle bir eğilim bu denli yoktu. Zira rejimin kendisine alternatif olarak halka takdim ettiği ve de halkı tehdit ettiği komünizm söz konusu idi. Ama bugün o yok. İslam ise bütün bir kimliği ile ortada. Akidesi, fikri, siyaseti, ekonomik görüşü gibi tüm hususiyetleri ile ortada. Hem de komünizm gibi afaki olmayıp, halkla kaynaşma avantajı ile ortada.

Son seçimlerde halkın RP'ne olan eğilimi aslında bir taraftan katılım itibari ile rejimlerin artı hanesine yazılırken, diğer yandan laik ve kemalist rejime de 'red' anlamını taşıyordu. özellikle Uğur Mumcu suikasti ile başlayan, Sivas olayları ile tırmandırılan, Hasan Mezarcı önergesi ile belirli olgunluğa ulaştırılan laik ve kemalist akide, adeta 27 Mart seçimlerinde kendisini referanduma sundu. Hasan Mezarcı önergesinden sonra sürekli tecdid-i iman eden laikler ve kemalistler taksim mitingi ve anıtkabir ziyaretleri ile halka kemalist ideolojiyi dayatacaklarını ısrarla vurguladılar. Ve halk adı geçen seçimlerde bunu reddetti. Taksim mitinginin iştirakçileri İstanbul'da ve Ankara'da tam bir hezimet yaşadılar.

RP mevcut rejimin bir partisidir. Bundan bu kadar korkmalarına aslında gerek yok. Ama onların yüreklerine korku salan husus başka. İşte bu husus İslam'dır. Doğrusu bunlar cesur da değiller. İslam'ın değil, müslümanların yönetiminden bile korkmaktadırlar.

Toplumun bu seçimlerde özellikle büyük şehirlerde RP'ye meyletmesi, okumuş, kent yaşamını tatmış insanların klasik laiklik ve kemalizme hayır diyerek İslam'ı alternatif bir rejim olarak gördüğünü de ortaya koymuştur. Velev ki bu tavır rejimle birlikte olsa da...

Kaynak: Haksöz Dergisi - Sayı: 37 - Nisan 94

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları