Arap Milliyetçiliğinin Yeniden Doğuşu

Hilal Kaşan

Hilal Kaşan, Beyrut Amerikan Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetim Bölümü'nde öğretim üyesidir.

Irak'ın 2 Ağustos 1990'da Kuveyt'i işgali dünya çapında bir krize neden oldu. Bu durum başta ABD olmak üzere bir çok ülkeyi Irak ve lideri Saddam Hüseyin'le karşı karşıya getirdi. Arap liderlerinin çoğu da ABD'yle hem fikir olup Irak'ı kınarken, Arap halkları bu fikri ve davranışları kabul etmedi. Cezayir, Tunus, Libya, Ürdün ve Mısır'da yapılan gösterilerde Saddam Hüseyin'e destek verdiler ve Körfez'deki ABD askeri varlığına ve Irak'a uygulanan ticari ambargoya duydukları kızgınlığı dile getirdiler.

Arap halkı Hüseyin'e ve politikalarına niye bu kadar aşın duygusal bir destek verdi? Bunun cevabı Arap milliyetçiliğinin gücüdür.

Bazı ilim adamları Arap milliyetçiliğinin, Haziran 1967'deki 6 Gün Savaşlarında temel prensipleri ölümcül darbeler almış bir efsane olduğunu iddia ederler.1 Mısır'ın bu savaşta yenilmesiyle Arap milliyetçiliğinin en önde gelen lideri Cemal Abdünnasır pan-Arapçılık'tan yüz çevirdi ve ilgisini kaybettiği topraklar üzerinde yoğunlaştırdı.

Ama Körfez Savaşı'yla birlikte görüldü ki Arap milliyetçiliği değişmesine rağmen ölmemiştir. Buna başka bir delil olarak da Beyrut Amerikan Üniversitesi ve Beyrut Üniversitesi'nde yapılan ve 462 müslüman öğrencinin katıldığı anket gösterilebilir.

Bulgular

Araştırmada Arap milliyetçiliğini ölçmek için dört değişken kul­lanıldı. Bunlardan ilki kendi kendini tanımlama, ikincisi bir Arap lide­rin seçimi, üçüncüsü Arap milliyetçiliğinin radikalliği, dördüncüsü de Araplar'ın Batı’ya karşı kuşkularının yoğunluğudur.

Tablo I

Siyasi Parti Bağlılığı

 

Sünni (%)

Şii (%)

İslami Partiler

18

17 (Emel)

22 (Hizbullah)

Laik Partiler

4

12

Bağımsızlar

78

49

 

 

Tablo II

Siyasi Parti Seçimi ve Kendini Arap Milliyetçisi Olarak Tanımlamanın Arasındaki İlişki

 

Kendini Arap Milliyetçisi Olarak Tanımlama

Sünni (%)

Şii (%)

İslami Partiler

100

20 (Emel)

0 (Hizbullah)

Laik Partiler

100

21

Bağımsızlar

77

52

 

Kendini Tanımlama: Araştırmada öğrencilerin Arap milliyetçiliğine karşı duydukları nişlerin yoğunluğu onların siyasi partilerle olan ilişkilerini ortaya çıkarmak için kullanılmıştır. Sonuçlar Sünni ve Şii öğrencilerin cevapları arasında ilginç farklılıklar olduğunu ortaya koydu.

Sünnilerin büyük bir çoğunluğu siyasete ilgisiz [apolitik]. Siyasetle içice olan öğrencilerin çoğu da köktenci İslami partilerle ilişki içindeler. Bunun nedenlerinden birisi bugün güçlü Arap milliyetçisi bir partinin ne Lübnan'da, ne de diğer Arap ülkelerinde bulunmamasıdır. Unutulmamalı ki, geçmişte Lübnanlı Sünnilerin çoğunluğu tercihlerini yerel Arap milliyetçisi örgütlerde dile getiriyorlardı.

Örneğin FKÖ 1960'lann sonlarında Lübnan'da taban bulduğunda bir çok Sünni FKÖ'yü kendi Arap milliyetçiliği görüşlerinin vücud bulduğu bir örgüt olarak gördü.2 Diğer yerel Arap milliyetçisi örgütler Suriye merkezli Baas Partisi, Arap Milliyetçileri Hareketi ve Bağımsız Nasırcılar Hareketi'ydi. 1970'de Nasır'ın ölümü, FKÖ'nün 1982'de Lübnan'daki yenilgisi ve Suriyeli el-Murabitun örgütünün (Lübnan'daki en büyük Sünni Arap milliyetçisi örgüt) yıkımı Sünni öğrencilerin siyasi duygularını büyük ölçüde zayıflattı. Böylece Sünni öğrenciler siyasi eğilimlerini Arap milliyetçiliği şeklinde açıklayamayacaklarsa hiç açıklamamayı tercih ettiler.

Diğer yandan Şii öğrencilerin cevapları Sünniler’e göre hem daha siyasi ve hem de daha fazla siyasi tercihi içeriyor ve bu tercihler arasında bir denge bulunduğu görülüyor. Bu durum 1970’lerden beri süre gelen siyasi değişikliklerin bir sonucudur. 1970'den önce Şiilerin çoğu ya solcu, ya da Arap milliyetçisi örgütlerin üyesiydiler. Nasırın ölümü ve bilhassa Mısır'ın Camp David anlaşmasından sonra Arap dünyasından dışlanmasından sonra, Lübnan'daki bir çok Şii siyasi görüşlerini sergileyecek yeni yollar buldular. Şiilik, Emel (1975'de başlayan ve müstezafları kurtarmayı amaçlayan bir hareket) ve Hizbullah örneklerinde olduğu gibi (1984'te kuruldu) şimdi Arap milliyetçiliğinin yerini aldı.

Tablo III

Arap Milliyetçiliği Hakkındaki Görüşler

 

Sünni (%)

Şii (%)

1. Arap Birliği

Evet

89

24

Hayır

11

76

2. Arap Milliyetçiliği

Evet

95

32

Hayır

5

68

3. Kuveyt’in İlhakı

Evet

94

19

Hayır

6

81

1. Arap birliğinin kaçınılmaz olduğuna inanıyor musunuz?

2. Kendinizi sıkı bir Arap milliyetçisi olarak tanımlıyor musunuz?

3. Irak'ın Kuveyt'i ilhakını destekliyor musunuz?

 

Bu Arap milliyetçiliği için ne anlama gelir? Ankete katılan Sünniler'den siyasi parti üyesi olanların hepsi kendini Arap milliyetçisi olarak tanımlıyor. Yine herhangi bir partiyle ilişkisi olmayan Sünnilerin çoğu da Arap milliyetçisi olduklarını söylüyorlar. Diğer yandan Hizbullah'ı destekleyen Şii öğrencilerden hiç biri Arap milliyetçisiyim demiyor; yalnızca diğer Şii parti Emel'i ve laik partileri destekleyen (Şu) öğrencilerin küçük bir kısmı Arap milliyetçisi olduklarım söylüyorlar. Bununla beraber herhangi bir siyasi tercihi olmayan Şii öğrencilerin yandan fazlası Arap milliyetçisi olduklarını söylüyorlar.

Yine Arap milliyetçisi Sünni öğrencilerin çoğu bir Arap birliğinin kaçınılmaz olduğuna inanıyor ve Irak'ın Kuveyt'i ilhakını destekliyor. Şii öğrenciler ise, çoğunlukla bunu desteklemiyor (Tablo III).

Bir Arap Liderinin Seçimi: Arap birliğinin sembolleri olan Arap milliyetçisi sloganları şahsıyla temsil edebilecek bir lider var mıdır? Nasır'ın 1950’lerdeki hızlı ve rakipsiz yükselişi Arap milliyetçiliğine katkıda bulundu. Ama daha sonra peşpeşe alınan yenilgiler Nasır'ın konumunu iyice zayıflattı. Ve nihayet 1970'deki ölümüyle Arap dünyası Arap milliyetçiliğini sembolize eden çağdaş bir liderden yoksun kaldı. Günümüzde Nasır'ın bıraktığı boşluğu doldurabilecek bir Arap lideri var mıdır?

Araştırmaya katılan öğrencilerden siyasetini en çok beğendikleri lideri (Arap veya yabancı) belirtmeleri istendiğinde Sünni öğrencilerin Çoğu Irak lideri Saddam Hüseyin'i tercih ettiler (Tablo IV). Şii öğrencilerin çoğu, ya Emel'in lideri Nebih Bern, Hizbullah'ın şeyhi Muhammed Hüseyin Fadlallah ve Zuheyr Kanj gibi bir Lübnanlı Şii lideri ya da Ayetullah Muhammed Yazdi veya Ayetullah Ali Hamaney gibi bir İranlı mollayı seçtiler. Yine Saddam Hüseyin'le Nasır'ın karşılaştırılması istendiğinde Sünni öğrencilerin çoğu Hüseyin'in Nasır'dan daha iyi bir milliyetçi lider olduğunu söylediler. Şiiler ise Nasır'ın daha iyi bir lider olduğu görüşündeler.

Tablo IV

Sembolik pan-Arap Lideri

Siyasetini en çok beğendiğiniz lideri

(Lübnanlı, Arap veya yabancı) belirtiniz

 

Sünni (%)

Şii (%)

Saddam Hüseyin

82

9

Diğer Liderler

18

91

Bir Arap milliyetçisi olarak Saddam Hüseyin’i Cemal Abdunnasır’la kıyaslayınız?

 

Sünni (%)

Şii (%)

Nasır’dan daha İyi

24

0

Nasır’la Eşit

67

11

Nasır’dan Zayıf

7

83

Cevap Yok

2

6

 

Arap Milliyetçiliğinin Köktenciliği: Arap milliyetçiliğinin Batı karşıtlığına önemli bir destek olduğu düşünülebilir. Arap milliyetçiliğinin boyutlarım ölçmek için birbiriyle bağlantılı iki olay araştırıldı. Ankete katılanlara Irak'ın, uluslararası antlaşmalarla kullanımı yasaklanmış, kimyasal silahları kullanma olasılığı ve Irak rejiminin Batılıları (çocuk ve kadınlar dahil) rehin alması konularında ne düşündükleri soruldu.

Sünniler'in %93'ü Irak'ın ABD ve müttefiklerince girişilecek bir saldırıda kendini savunma amacıyla kimyasal silah kullanmasını destekliyor. Yine Sünnilerin yarıya yakını Irak'ın saldın amacıyla bu silahlan kullanmasını destekliyor. Şiiler'in %37'si de Irak'ın kimyasal silahları savunma amacıyla kullanmasını onaylıyor.

Öğrencilerin ikinci soruya verdikleri cevaplar da hayli ilginçti. Sünni öğrencilerin hemen hepsi Irak'ın Kuveyt'i işgalinden sonra Batılılar'ı rehin almasını onaylarken, Şiiler bunu kabul etmiyorlar. Önemsiz bir azınlık dışında Sünniler'in çoğu rehinelerin şartsız salıverilmesine karşı, Şiiler'in çoğu ise rehinelerin salıverilmesinden yana.

Şii öğrencilerin Irak'taki rehinelerle ilgili görüşleri Lübnan'da tutulan rehineler için de geçerli. Geçenlerde yapılan bir anket Şii Üniversite öğrencilerinin çoğunun Lübnan'daki rehine alma olaylarına karşı olduğunu ortaya koydu. Bu öğrenciler rehinelerin derhal ve şartsız salıverilmelerini istiyorlar.3

Tablo V

Batı Karşıtı Düşüncelerin Tezahürü Irak'ın Muhtemel Kimyasal Silah Kullanmasına ilişkin Görüşler

 

Savunma Amaçlı

Saldırı Amaçlı

 

Sünni (%)

Şii (%)

Sünni (%)

Şii (%)

Evet

93

37

44

5

Hayır

2

49

46

95

Kararsız

5

14

10

0

 

Batı'ya Karşı Kuşkuculuk: Arap milliyetçileri Batı'nın bölge için yaptığı planlardan ve güttüğü niyetlerden uzun süredir kuşku duyuyorlardı. Bu kuşkuları ölçmek için ankete katılanlara Batı'nın Körfez'deki askeri yığınağının ardındaki asıl gerçeğin ne olduğu soruldu (Tablo VII). Hem Sünniler, hem Şiiler asıl gayenin Kuveyt'i Kurtarmak olduğuna inanmıyor. Sünniler'in aşağı yukarı yarısı esas gayenin bölgede artan Arap gücünü engellemek olduğunu diğer yansı ise Batı'nın Arap petrol alanlarını direkt ve sürekli kontrol etmek için geldiğine inanıyor. Şiiler'in büyük çoğunluğu da bu görüşe katılıyor.

Tablo VI

Batı Karşıtlığının Tezahürü Irak’ın Elinde Tuttuğu Rehinelere İlişkin Görüşler

Irak Batılıları Rehin Almakta Haklı mıdır?

 

Sünni (%)

Şii (%)

Evet

98

5

Hayır

2

86

Kararsız

0

9

Batılı Rehineler Şartsız Serbest Bırakılmalı mı?

 

Sünni (%)

Şii (%)

Evet

3

86

Hayır

87

4

Kararsız

10

10

 

 

Tablo VII

Batı’ya Duyulan Kuşku

Batılıların Körfez’deki askeri varlığı nasıl değerlendiriliyor? (Sizce Batı’nın askeri varlığının gerçek amacı nedir?)

 

Sünni (%)

Şii (%)

Petrol Alanlarının Direkt ve Sürekli Kontrolü

45

73

Bölgede Artan Arap Gücünü Kırmak

51

13

Kuveyt’i Tekrar Bağımsız Kılmak

4

14

 

Sünni ve Şiiler Batı'nın Irak'ın Kuveyt'i işgaline gösterdiği tepkiye farklı bakıyorlar. Sünniler'in hemen hepsi Batı'nın işgale aşın tepki gösterdiğine inanırken, Şiiler Batı'nın gerekenden daha ılımlı bir tepki gösterdiğini savunuyor. Bu durum garip, ama anlaşılmaz değil. Şöyle ki, Batı'nın tepkisinin gerekenden yumuşak olduğunu düşünenlerin hepsi İran yanlısı Hizbullah üyesidir. (Aynı Örgüt Batı'nın İran-Irak savaşında Irak'ı hem askeri, hem de ekonomik olarak desteklediğini ve bugünkü durumdan direkt Batı'nın sorumlu olduğunu düşünüyor.)

Tablo VIII

Batı’ya Karşı Duyulan Kuşkular

Irak’ın Kuveyt’i İşgaline Gösterilen Tepkinin Değerlendirilmesi

Batı’nın Tepkisi

 

Sünni (%)

Şii (%)

Aşırı Tepki

98

27

Uygun Tepki

2

35

Yumuşak Tepki

0

38

BM Güvenlik Konseyi’nin Tepkisi

 

Sünni (%)

Şii (%)

Abartılı

87

67

Normal

13

33

 

Bundan öte Sünniler'in çoğu BM Güvenlik Konseyi'nin Irak'ın Kuveyt'i ilhakına ilişkin aldığı kararları abartılı buluyor ve bu görüş hepsi tarafından paylaşılmasa da Şiilerin önemli bir kısmı tarafından da kabul ediliyor. Ankete katılanların çoğu (Sünni-Şii) BM'nin İsrail'in işgal ettiği topraklardan çekilmesini öngören benzer kararlan bulunduğunu ve bunların görmezlikten gelindiğini belirtiyorlar. Bu işgallere örnek olarak da İsrail'in Doğu Kudüs'ü ve Golan Tepeleri'nin işgalini gösteriyorlar.

Araplar'ın Batı'ya ilişkin kuşkuculuğunda diğer bir faktör kendilerinin, özellikle Amerikalılar olmak üzere, Batılılar tarafından algılanmalarıyla ilgili inançlarıdır. Hem Sünni, hem de Şii öğrenciler Amerikalılar'ın kendilerinden hoşlanmadıklarına inanmaktalar (Tablo IX). Bu tutumun kökleri tarihe uzanmaktadır. Ondokuzuncu yüzyıl boyunca, Batı ile Arap dünyasının ilk yaygın ilişkileri hep Arapların kültürel ve İdeolojik aşağılanma duygularının tezahürünü getirdi.

Tablo IX

Batı’ya Karşı Kuşkuculuk

Amerikalıların Araplara Karşı Düşmanlığı

ABD’li siyasilerin açıklamalarını gözönüne aldığınızda, Arapları nasıl gördüklerini düşünüyorsunuz?

 

Sünni (%)

Şii (%)

Yakın Müttefik

3

0

Uzak Müttefik

4

6

Düşman

14

19

Geri

29

8

Güçsüz

13

11

Hakir

29

45

Serinkanlı

8

11

 

Sonuç

Bu bulgular pan-Arapçılığın Lübnanlı Sünniler'in siyasi eğilimlerini temsil ettiğini, Lübnanlı Şiiler'in ise kimliklerini ifade etmek için başka mekanizmalara başvurduklarını ortaya koyuyor.

Lübnan merkezî bir Arap ülkesidir. Suriye, Ürdün ve Irak ile birlikte Arap dünyasının kalbinde yer almaktadır. Ayrıca, Lübnan'daki demografik dağılım esas itibariyle Suriye ve Irak'tan farklı değildir. Suriye'de nüfusun %40'ı Sünni değilken, Irak'taki Sünni nüfus toplam nüfusun %25'i kadardır.4 Bu noktada şunu söyleyebiliriz ki, Arap birliği Sünniler'in azınlıkta olduğu veya önemli bir azınlıkla birlikte yaşadıkları ülkelerde demografik istikrar için gerekli bir unsur oluşturmaktadır. Arap yarımadasının kuzeyindeki Arap ülkelerinde Arap nüfusun belirsiz durumu göz önüne alındığında, 20. yüzyılın son 10 yılı bölgede tekrar Sünni Arap milliyetçiliğinin canlanmasına sahne olabilir.

Metodoloji

Anket, Beyrut Amerikan ve Beyrut Üniversitesinde yaz derslerine katılan Lübnanlı müslüman üniversite öğrencileri arasından örnekleme yoluyla seçilen 462 kişinin cevaplarından oluştu. Veriler, iki akademik kurumdan 10 öğretim üyesi tarafından 20 ve 24 Ağustos 1990 tarihleri arasında toplandı. Katılanların dağılımı şu şekildeydi: 263 erkek (%57), 199 kadın (%43); 304 Sünni (%66), 158 Şii (%34); 286 öğrenci Beyrut Amerikan Üniversitesinden (%62), 176 öğrenci Beyrut Üniversitesi'nden (%38).

Bu çalışmanın amacı pan-Arapçılığın hala Araplar arasında birleştirici bir güç olduğuna ilişkin varsayımı test etmekti. Bu amaçla, pan-Arapçılığın mevcut konumunu ölçmek için, bağımsız ve empirik olarak test edilebilir dört değişken kullanıldı; (1) kendini tanımlama; (2) Arap lider seçimi; (3) pan-Arapçılığın radikalizmi; ve (4) Araplar'ın Batı'ya karşı kuşkularının yoğunluğu.

İlk iki değişken için, tek boyutlu göstergeler seçildi. 3. ve 4. değişkenler için ise çok boyutlu göstergeler kullanıldı. Radikalizm (1) rehin alma konusundaki görüşler ve (2) Irak'ın muhtemel kimyasal silah kullanmasına ilişkin görüşler noktasında açığa çıkarıldı. Batıya tepki (1) ABD ve BM'in Irak'ın Kuveyt'i ilhakına karşı tepkileri ve (2) Amerikalılar'ın Araplar'ı değerlendirmeleri konusundaki görüşlerin belirlenmesi noktasında ölçüldü. Bir ön anketi de içeren, standart güvenilirlik ve geçerlilik işlemleri, anketin oluşturulması ve idare edilmesinde mümkün olduğunca sıkı ve dikkatli bir biçimde uygulandı.

Çev.: Mehmet Cebeci

 

Dipnotlar:

1- Örneğin bkz. Fuad Acemi, ‘Pan-Arapçılığın Sonu’, Foreign Affairs, Kış 1978-1979, s.355-373; ve Steward Reiser, ‘Pan-Arapçılık Gözden Geçiriliyor’, Middle East Journal, Bahar 1983, s.218-233

2- Bkz.: Hilal Kaşan ve Monte Palmer, "Lübnan'da Sivil Savaşın Ekonomik Temelleri: Sünni Müslümanlar Üzerine Bir Çözümleme Araştırması', Jaurnal of Arab Affairs, Kış 1981, s. 113-133; ve Velid Halidi, Lübnan: Dün ve Yarın1, Middle Kast Journal, Yaz 1989, s. 375-387.

3- Hilal Kaşan, 'Lübnanlı Şiiler Batı'dan Nefret Ediyorlar mı?', Orbis, Güz 1989, s. 583-590.

4- Fuad Acemi, 'İran: imkansız Devrim', Foreign Affairs, Kış 1988-1989, s. 135-155.

 

Kaynak: Kaynak: Dünya ve İslam Dergisi - Sayı: 8 - Güz 1991

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları