“Ayrılık Türküsü” ve Radyolarımız

Mehmet Serdar

Hikmetin bizim kayıp malımız olduğu ve onu nerede bulursak alabileceğimiz malum. Bu hikmet eğer teknik birtakım gelişmeler halini almışsa, bunları İslami tebliğin, yaşam ve düşünce tarzının yayılması için kullanmak da önemli bir imkandır.

Maalesef müslümanlar bu yenilikleri kendileri icad etmiş değiller. Üstelik bu yeniliklerin kullanımını keşfetmekten ziyade zararlı yönleri üzerinde durulmuştur. Bunun sebebini elbette ki bin yıllık kemikleşmiş gelenekte aramamak imkansız. Geleneğin bundan bir on yıl öncesine kadar resim çizmeyi, müzik dinlemeyi hatta neredeyse ıslık çalmayı menettiği malum. İşte müslümanlar biraz da Türkiye dışından gelen etkilerle, uzun süre reddettikleri bu aletleri kullanmamanın aslında içinde yaşadıkları toplumu kuşatmalarını engellediğini fark ettiler. Ne yazık ki bunları kullanabilecek profesyonel kadro mevcut değildi (hala da mevcud olduğu söylenemez). Fakat zaman içerisinde müslümanlar kendilerini de bu konularda yetiştirmeye başladılar.

Bunların ilk örnekleri İslami kasetlerle geldi. İlk önce İslam tarihinden sahnelerin oyunlaştırıldığı kaset piyasasında bir zaman sonra (gene İran ve diğer İslami yapılanmaların etkisinde) marş kasetleri çıkmaya başladı.

Doğrusu (her ne kadar biz bir müzik otoritesi falan olmasak da) marşlar genelde söz ağırlıklı ve oldukça da hamasi mahiyette idi. Müzikler ise genelde tek düze idi. Aslında bütün marşlar (İran marşlarından adapte edilenler hariç) hemen hemen aynı. Marşların bir kısmında da alenen "arabesk"e özgü ritmler görmek olasıydı. Fakat bu çalışmaların bizce tümü övgüye değerdi. Ve hepsi de bir gelişmenin, toplumu yönlendirmeye, kuşatmaya çabalamanın ürünleriydi. Ve emeklemeden yürüme öğrenilmezdi.

Bu kasetler içinde artık yavaş yavaş amatörlükten profesyonelliğe (profesyonel kelimesi burada yaptığı işe hakim, usta manasında kullanılmıştır; para için iş yapan manasında değil) adım atan çalışmalar yok değil. Bundan bir süre önce piyasaya çıkan "İslami Direniş" adlı kaset ve takiben Grup Kıvılcım adına çıkartılan "Ayrılık Türküsü" adlı kaset söz konusu gelişmeye güzel bir örnektir. Bu kasetlerdeki "Dağlardayız Biz", "Zulme Karşı İsyancıyız", "Umut"," gibi müzik çalışmaları ve tabii tüm diğerleri İslami bilinci, İslam'dan kesinkes ayrılamayacak cihad bilincini diri tutan; kafirleri ve yüreğinde hastalık bulunanları rahatsız eden ve estetik yüklü parçalar. Bir "Ey İman Elvada" şehide vefanın örneği. Gerçi bu parçalarda "Grup Yorum"un bazı çalışmalarıyla, "başka yolların yolcuları"yla benzerlikler yok değil, fakat biz bunu aynı toplum içinde ve aynı folklorik birikime sahip olmanın getirdiği "kulak" etkileşimi olarak kabul ediyoruz.

"Grup Kıvılcım"ın "Ayrılık Türküsü" adlı çalışması yeni çıktı.

"Ayrılık Türküsü"nde şehadetin getirdiği muştulu ayrılığın hüznü ustalıkla işlenmiş. Bosna, Filistin, Cezayir kıyamlarının zulme, küfre, tuğyana karşı İslam'ı savunan, Allah için savaşan şanlı mücahidleri, destanları, uyuyan yürekleri uyandırmak için bestelenmiş. "Acı" bizim acımız. "Yemin" bizim yeminimiz. "Dolan Gözleri Bosnalı Çocuğun" bizim gözlerimiz. "Neredesin" diye "Peygamberi" soran bizim sesimiz ve "Yeryüzünde direnen biziz. Doğrusu "Ayrılık Türküsü" sesimizi duyurmada bir ileri adım olmuş. Fakat her nedense sesimizi duyurmak için yola çıkan bazıları bu sesin sertliğinden biraz çekinmiş olmalı ki pek bu sesi kullanmıyorlar.

Konuya biraz daha açalım.

Malum kasetlerin ardından İslami radyolar çıktı piyasaya. Doğrusu onlar da ilk başta amatörce başladılar bu işe, sonra yavaş yavaş profesyonelleşmeye başladılar. Oldukça da çoğaldılar. Fakat açıkça belirtmek gerekirse bizce tam bir alternatif oluşturmuyorlar diğer radyolara karşı. Gerçi yeni yayın yönetmeliğinden haberdarız ve bu yayınların hangi şartlar altında ve hangi ülkede yapıldığının da farkındayız. Fakat biz her şeyden önce müslümanız ve İslami kimliğimizi net bir şekilde vurgulamalıyız. Eğer bu kimliği açıkça ve net olarak vurgulayamıyorsak hiç olmazsa kimliğimize uymayan yayınlar yapmayalım. Demiyoruz ki bir halk türküsü çalınmasın veya İslami edebe aykırı olmamak şartıyla bir şarkı yayınlanmasın. Ama en azından müslümanların ortak değerleri ve rejime karşı geliştirdiği savlar dikkate alınarak yayın yapılsın. Sırf laiklere iki kelime arasında laf atmakla İslami yayıncılık yapılamayacağı kanaatindeyiz.

İslami yayıncılığın İslam adına yapılan her şeyde olduğu gibi bir tutarlılığı ve ciddiyeti olmalı. Bu tutarlılık her şeyde kendini göstermeli. Tabi bu halin asıl sebebi bizce, müslümanım diyenlerin bir kısmının İslam'dan ne anladıklarını ve daha da önemlisi ne istediklerini pek de iyi bilmemeleri, tanımlayamamaları noktasında düğümleniyor, Fakat bu daha farklı boyutları olan bir konu ve daha ileri gitmeyi bu yazı için gerekli görmüyoruz. Fakat radyolardaki eksiklikleri ve kulak tırmalayan sivrilikleri bu bahsettiğimiz hale bağlıyoruz. Mesela "Ayrılık Türküsü"nün içindeki sözleri zülfiyare pek dokunmayan, yabancı kulakları rahatsız etmeyen duygusal ağırlıklı parçalar çalınıyor da neden tağutların yıkılmasından, İbrahim (a)'den, büyük şeytantan, işbirlikçiden, cihaddan bahseden parçalar çalınmıyor?

Yoksa müslümanlar da "her ne olursa olsun barış" diyenlerden mi oldular? Amerikan bayrağı altındaki bir barışı Allah'ın selamıyla bir mi tutmaya başladılar? Bunun bir zillet olduğunu unutup insanların kınamalarından korkmaya mı başladılar? Halbuki korkulmaya layık olan ancak Allah'tır.

Yoksa müslümanlar Allah'ı bırakıp şeytanın dostlarını dost mu edindiler? Eğer böyle değilse bu eklemlenmeci tavır ne? Müslümanlar kendilerinin olmayan söylemleri neden kullanıyorlar? İşte bir örnek: Son zamanda her radyoda çıkan "Mehmedim" türküsü. Haksız savaşları övmek için yakılmış bu türkünün, milliyetçi-ülkücü söylemler içeren bu türkünün müslümanların dillerinde ne işi var? Popülariteyi yakalamak için ilkesiz ellerde ilkesiz bir şekilde yapılmış eserlerin İslami radyolarda ne işi var? Hele de bunlar karışık ideolojileri halkı duygulandıracak sözlerle birlikte taşıyorlarsa...

Başta da belirttiğimiz gibi, bizce yayınlar biraz daha ciddi ve İslami tutarlılığa sahip olmalı ve özellikle de resmi söylemle hele hele İslam'la taban tabana zıt olan İslam'ı kendi kullandıkları bir araç olarak gören ırkçı-ülkücü söylemle örtüşen bir söylemi terk etmeli. Biz düzenin Mehmetleri değiliz. Muhammed ordusunun Mehmetleri, Muhammedileriyiz. Bu böyle biline. Kimse müslümanları, bir "Bozkurt"u anaları sayan insanlarla bir tutamaz, tutmamalıdır.

Lütfen biraz daha dikkat.

Gayret bizden tevfik Allah'tandır.

Dönüş O'nadır

Kaynak: Haksöz Dergisi - Sayı: 41/42 - Ağustos/Eylül 94

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları