Cezayir Direniyor

Mustafa Bahadır

Le Critere dergisi, Cezayirli müslümanların Fransa'da çıkarttıkları ve Cezayirli müslümanlardan ve gelişen olaylardan haber veren hacmi küçük, ama işlevi büyük bir yayın organı.

Dergi 15 günde bir Fransa'da Fransızca ve Arapça olarak yayınlanıyor ve dünyanın dört bir yanındaki müslümanlara ulaştırılmaya çalışılıyor.

Şubat ayı içinde elimize 52. ve 53. sayıları geçti. 12-19 Şubat 1993 tarihli bu sayılarda işlenen konular Mücahidlerin Zaferi (Olağanüstü Halin Uzatılması) adlı makaleden Cihad haberlerine kadar uzanıyor.

Cezayir cuntası ve onlara bağlı gazeteler tarafından Mart 1993'de sona ereceği belirtilen olağanüstü halin 7 Şubat'ta, belirsiz bir tarihe kadar uzatılması Mücahidlerin zaferi ve önemli bir başarı olarak olarak yorumlanıyor. Gerçekten de yabancı yatırımcılara, olayların kendi kontrollerinde olduğu mesajını veren bu cunta, zayıflığını bir kez daha gözler önüne seriyor.

Dergi, halkın çoğunluğunun desteğini sağlamış olan İslami muhalefetin, gayr-ı meşru ve saldırgan olan rejime karşı fiili karşı koyuş hareketini başlatan olayları şu şekilde aktarıyor:

"Bundan bir sene önce ordu destekli polis ve jandarma suçsuz 60.000 kişiyi tutuklayarak mahkemeye çıkartmışlardı. 30.000'den fazla kişi Sahra'daki ölüm kamplarına götürüldü. İçlerinden çoğu gayr-i insani koşullar altında hapsedildi. Tek suçları sakal bırakmak ve FIS üyesi olmaktı. Baskı güçleri hiç bir neden göstermeksizin sokaklarda, üniversitelerde ve camilerde bulunan insanlara da ateş açmaktan geri durmadı ve üç hafta içerisinde 200 kişi öldü. Fakat daha sonra rüzgarlar tersine esmeye başladı ve baskı güçleri hem materyal, hem de insan bakımından çok kayıplar verdiler." Dergi daha sonraki yorumunda iktidarın 6 aydan daha fazla dayanamayacağı görüşünü savunuyor.

Fransız hükümetiyle 3'ü finansla ilgili olmak üzere 4 protokol imzalayan ve 6 milyar Fransız Frangı kredi alan Cezayir cuntasının Batı dünyası demokratik olduğunu savunuyor. Çifte standardına çok alışık olduğumuz Batı destekli cuntanın Cezayir halkına yüklediği bazı faturalar şu şekilde sıralanabilir:

- Bir seneden beri suçsuz 30.000 insanı kamplarda bekletmek

- Cezayir halkına sistematik olarak işkence yapmak

- İktidara geldiği günden beri her türlü muhalefeti susturmak.

- Ülkenin kaynaklarını yağmalamak.

- İslami faaliyetleri yasaklamak, batı kültürünü yaygınlaştırmak.

Gerçekten de bu cunta son seçimlerde halkı tarafından reddedilen kişilerden oluşmakta ve Cezayir halkının çok az bir kesimi (yalnız sermaye sahipleri ve fanatik laikler) tarafından desteklenmekte. Fransız hükümeti tarafından içte ve dışta demokratik bir yönetim olarak lanse edilmeye çalışılmakta.

Dergi, yorumlarının devamında sağduyu sahiplerine şu şekilde sesleniyor:

"Cezayir halkının kendi toplum modelini seçme hakkı yok mu?

Fransız hükümeti Cezayir'in problemlerine burnunu sokma hakkını nereden alıyor?

Hangi hakla Cezayir halkına batılı bir toplum modeli empoze edilmeye çalışılıyor?"

Dergi 26 Kasım 1991'de Cezayir halkının demokrasiyi reddettiğini ve İslami bir toplum modelinde karar kıldığını vurgulayarak, yukarıda sözünü ettiğimiz ekonomik antlaşmaları FlS'in geçersiz saydığını belirtmekte.

Bilindiği gibi Cezayir'de aylardır hükümet güçleriyle mücahidler arasında çarpışmalar süregelmekte. Bu çarpışmaların 29 Ocak-14 Şubat tarihli bilançosu 4 şehid ve içlerinde subay, polis, komiser, ajan, jandarma, askeri güvenlik komutanı ve işkencecilerin bulunduğu 100 kadar ölü. Cezayirli müslümanlar sistematik ve kararlı bir biçimde mücadelelerini sürdürmekteler. Bab el-Ued, Medea, Hüseyin Day, EI-Araç, Küba, Okaliptüs, Bab ez-Zuar, Msila, Tipaza, Regaya, Baraki, Ozan, Blmida, Şerarba, Bugara, Buzarea, Tagara, Baş Carah, Maha-ria, Buruba, EI-Moradia, Larbaa, Tisemsilt, Ayn Sefra, Rüiso, Mefta ve dergimizin daha önceki sayısında yayımlanan bir çok bölgede çarpışmalar ve eylemler sürmekte.

Amerika'nın Sesi Radyosunda FIS temsilcisi Rabah Kebir, 18 Şubat'ta cuntanın yaptığı tutuklamalar, katliamlar ve işkenceler hususunda bir açıklamada bulundu. Kebir FlS'in Cezayir halkını temsil ettiğini ve Cezayir'deki savaşın cuntayla Cezayir halkı arasında olduğunu vurguladı.

Son gelen haberler arasında ise cunta güçlerinin El-Araş'taki bir camiye ateş açtığı, birçok kişinin yaralandığı ve 400 kişinin tutuklandığı yer almakta. Ayrıca Bu-mama sokaklarında yürüyüş yapan ve FIS yanlısı sloganlar atan 800 kişiden 30'u da tutuklandı.

Gerçekten de tüm baskı ve şiddet mekanizmalarına rağmen Cezayir'deki gayr-ı meşru iktidar gün geçtikçe zayıflamakta ve halk arasında kendisini meşru gösterebilecek hiç bir zemin bulunmamaktadır. Cezayirli müslümanların onurlu ve basiretli direnişi, Allah'a sonsuz güvenleri ve bitmek tükenmek bilmeyen sindirme operasyonları karşısında cunta mezara gireceği günleri saymakta. Bu zalim iktidarın ne kadar zayıf ve bir pamuk ipliği mesabesindeki gücünün ne kadar göstermelik olduğunun en güzel örneği Orgeneral Nezzar. Cezayirli müslümanlar tarafından "kasap" olarak da adlandırılan bu kişi, 1988 Ekim olaylarında 800 kişinin canına kıymıştı. Şadli bin Cedid tarafından -basit bir subayken- general ve Savunma Bakanı yapılan bu kişi şu anda cuntaya bağlı basın tarafından milli kahraman, ordunun direği, rejimin en kuvvetli adamı, İslami devletin bir numaralı düşmanı ve bölücü avcısı olarak lanse edilmiş durumda. Gerçekte ise bütün bunlar bir tek adamın üzerine kurulmuş olan rejimin aczini göstermekte; öylesine ki Le Critere'in yorumuna göre Orgeneral Nezzar'ın herhangi bir nedenle görevi sona erdiğinde ordu birbirine girebilir.

Dergi, yorumlarının devamında, hiç bir yargılamaya tabi tutulmayan, yaptıkları katliamların cezası sorulmayan bu tür insanların bir gün bütün Arap alemindeki diktatörlere ibret olacak şekilde yargılanacakları tehdidinde bulunuyor.

Cezayirli müslüman kardeşlerimizden ve Cezayir'de gelişen olaylardan bizleri haberdar eden Le Critere dergisi çıkaranlarına burada minnettarlığımızı ifade etmek istiyoruz. Emperyalist basın tarafından unutturulan ve gündemi saptırılan Cezayir ve Cezayir halkı hakkında Türkiye müslümanlarını da aydınlatması ve bilgilendirmesi dileğiyle Le Critere'in gelecek sayılarında da yer alan haberleri yayınlamaya devam edeceğimizi de belirtmek istiyoruz.

Kaynak: Haksöz Dergisi - Sayı: 24 - Mart 93

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları