Değişmeyen Yerlerin Issızlığı

Orhan Öztürk

Doğduğun andan itibaren değil

farkına vardığın andan başlar insanın yaşı.

Fark etmişsen ve tatmışsan yenilgiden sonra

geçmişin cinayetlerini ülkenin

işte gün almaya başladın savaşacağın yıllarından.

 

Bak, yaşlanıyorsun.

 

Suç değil, daha dayamamışsan alnını

geçmişin karanlığına, kendi ölülerinden kork

isimlerine doğsun çocukların.

Yıllar, kuliste ağlayan rollerde gizlidir

üşenmeden kinimizi takip eder.

Kaçamazsın, güler saman altı, utanırsın

güneşi batmayan umutları gururu

sürüldükleri sessiz ırmaklarda gizlidir, kardeşlerinin

Taş dipleri, balık delikleri

gözü dönmüşlüğün ayak izleri

sataşır yorgun barbarlarına

 

Suç değil, daha yeni sarılmışsan nefesine

tarihteki beş on zorbanın

aldırma

her yeni tanıma, gencecik beladır

kof yüreklerin tatlı kanında.

 

Aldırma, utanma.

 

Büyük büyük ölülerimiz yatıyor

küçücük sınav sorusu

tarihlerin arkasında.

Her tarihin bir türküsü

her büyük ölümün, büyük yalnızlığı vardır.

Küçücük bir yalnızlıkta duyabilirsin.

 

Aldırma, duyarsın.

 

Bak, yaşlanıyorsun

yıllar hala kuliste

nefretin arefesine gebe.

 

Neden, kendi kıyısının kralıdır insan

her kıyıda örülen kale duvarları

kaçamakların büyüsüyle örülmüş bataklık sazı, oysa.

Su ve ışık sızdırıyor, görebiliyor musun

eski direnişlerin gölgeleri zorluyor.

 

Aldırma, görürsün.

 

Aynı yerde yüz kere ölünmüş

onurun sıcaklığı

aynı yerde bin kere soğuyor.

Tarih tanıktır, o yer

şimdi de aynı yer

ama nerde herkes

susan ve kahreden herkes

Ölmüş herkes

Kaynak: Haksöz Dergisi - Sayı: 41/42 - Ağustos/Eylül 94

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları