Kuzey Kafkasya'da Dine Yöneliş

Fethi Güngör

Post-Sovyet dönemde önem kazanan, daha doğru bir ifadeyle önemi anlaşılan bölgelerden biri de Kafkasya oldu. (1) Abhaz bağımsızlık savaşıyla ilk kıvılcımların çaktığı "diller ülkesi" kuzey Kafkasya, Çeçen bağımsızlık savaşıyla iyiden iyiye ısınmaya başlamış durumda. Müslümanlar olarak bu coğrafya parçasını ve insanını tanımayı "ilm-i hali"imiz kapsamında değerlendirmek gerektiği kanaatindeyim. (2)

Bu yazımda, 1992 ve '94'te bölgeye yaptığım iki seyahat esnasında gözlemleyebildiğim kadarıyla Kuzey Kafkasya'daki dini hayatı bir nebze olsun aksettirmek istiyorum.

Bölgenin İslam'la Şereflenmesi:

İslamiyet Doğu Kafkasya'ya (Dağıstan ve Çeçenistan) M. 9. asırda girmiştir. Daha Hz. Ömer'in İran fethi sıralarında ferdi İslamlaşma hareketinin başladığı Dağıstan'da M. 830 tarihinde inşa edilmiş mescid kalıntıları bulunmaktadır. Mahaçkale'de (Dağıstan Özerk Cumhuriyeti'nin başkenti) tefsir, hadis, fıkıh ve tasavvuf gibi çeşitli bilim dallarında yüzlerce değerli esere sahip bir el yazmaları kütüphanesi ve arşiv mevcuttur.

Batı Kafkasya'ya İslamiyet, batıdan (Kırım üzerinden) ve güneyden (Osmanlı Devleti eliyle) girmiştir.

Doğu Kafkasya'da daha erken tarihlerde başlayan İslamlaşma sürecinin bireysel bazdaki etkilerini hesaba katmazsak, Batı Kafkasya'da (bugün ki Adığey, Karaçay-Çerkes ve Kaberdey-Balkar Özerk Cumhuriyetleri) İslamiyet'in varlığını en fazla 350-400 yıl geriye götürebiliriz. Abhazya'da İslamiyet, M. 1700 tarihinde Soğucak Muhafızı (valisi) olarak atanan Ferah Ali Paşa'nın bölgeye gelişiyle yayılmaya başlamıştır.

Ne var ki, İslamiyet'in bölgeye girmesiyle üç asır süren Kafkas-Rus savaşlarının başlaması aynı döneme rastlamış ve bölge insanı İslam'ı yeterince algılayıp özümseme fırsatı bulamamıştır. Maddi güç itibarıyla son derece eşitsiz iki kuvvet arasında kıyasıya süren savaşlar 1864'te mağlubiyetle neticelenince bir de sürgün hayatı yaşanmış. Kafkas insanı savaşın getirdiği büyük meşakkatler ve ağır kayıplarla dönemin Osmanlı topraklarına göç etmiş ve İskan edildikleri yerlerde bilebildikleri kadar Müslümanca bir hayat sürmeye çalışmışlardır. Ayrıldıkları yerlerde köklü bir İslami eğitim görme fırsatı elde edemeyen bu insanların gelip yerleştikleri yerlerde bu imkanı elde edebildiklerini söylemek zordur.

Değişen Kafkasya'da Dini Hayat:

Komünist dönemde bile varlığını sürdürebilmiş olan tarikatlar (daha çok Kadiri) Dağıstan'da dini hayata canlılık katmaktadır. Hemen her yerleşim biriminde bulabileceğiniz camilerden herhangi birinde kılacağınız vakit namazından sonra cehri zikir halkasına şahid olabilirsiniz. Sakallı, takkeli, cübbeli erkeklere ve başörtülü, pardesölü hanımlara (Batı Kafkasya'ya oranla) sıkça rastlayabilirsiniz. 1992 yılında bir hafta kaldığım Mahaçkale'de parlamento binasının önündeki meydanda Arapça pankartların taşındığı, Kur'an tilavetiyle açılışı yapılan, bol dualı ve coşkulu bir "hükümeti protesto" mitingine şahid olmuştum. "Şeriat" tabirinin rahatlıkla ve sıkça kullanılışı ilgimi çekmişti. Dağıstan'da Arapça'nın da öğretildiği "Ma'hed-i İslami'ler (İslam Enstitüleri), İslami hayatın sağlam temeller üzerinde yükselmesine katkıda bulunabilecek kurumlardır. Çoğunlukla eski imamlarının isimlerini taşıyan bu "seviyeli kurslarda her yaş grubundan öğrenciler dini bilgiler edinebilmektedirler.

Dağıstan müftüsü Seyyid Ahmed Bey'e dini eğitim alanında Türkiye'den ne gibi bir destek verebileceğimizi sorduğumda verdiği cevap beni çok şaşırtmıştı: "Sünni ve Şafii ise yardım alabiliriz, yoksa lazım değil."

Çeçenistan'da bizzat müşahede yapma fırsatı bulamadım. Ancak bölgede bulunma fırsatı elde edenlerden dinlediğimiz kadarıyla, dini hayat nokta-i nazarından Çeçenistan'ın da Dağıstan'dan farklı olmadığını, büyük bir benzerlik arz ettiklerini, ancak Çeçenistan'daki savaş sebebiyle bilinçlenme düzeyinin daha yüksek olduğu söylenebilir.

İslam aleminde genellikle pasifize etme işlevi gören tarikatların (3) buralarda aktivite unsuru olduğunu görüyoruz. Bunun sebebini de Kafkas insanının karekterinde aramak gerektiğini zannediyorum.

Batı Kafkasya'da dini hayat yok denecek kadar zayıftır. Komünist dönemde camilerin tamamen yerle bir edildiğini, bugün için Kur'an okuyup namaz kılmasını bilen insanların iki elin parmaklarını geçmediği bölgede din adına hayatta kalan; "yifend" (efendi) tabir ettikleri dinden bihaber hocalarına kıydırdıkları nikah, cenaze töreni (kendine has bir tarzda) ve "hadeus" dedikleri ve çok önem verdikleri "ölünün ardından helva dağıtma" vb. bir kaç şey...

Selamın ve besmelenin yaygın olduğu bölgede göz yaşartıcı sahnelere de şahit olabilirsiniz. Talik adında (Rus adları malesef asimilasyon sonucu yaygın bir şekilde kullanılır oldu) bir muhasebe uzmanı, Şeçem Şelalesine gittiğimizde bir anısını anlatmıştı: "Bu dağlarda bir kış yalnız başıma bir hafta kamp yapmıştım. Allah'ın ne kadar büyük olduğunu o zaman anladım. Şimşek çakıyor, dondurucu bir soğuk var. Vahşi hayvan riski var ve Allah'tan başka yardım istenecek hiç kimse yok. Besmeleyi o zaman öyle bir içten ve öyle bir temiz söylüyorsun ki...." İkinci gidişimde kaldığım eve (akrabalarımın evi) gelen Talik'in selamdan sonraki ilk sözü şu olmuştu: "Fethi, çaresi yok tüm Kafkasya'da İslamiyet yayılacak, Allah'ın partisi hepsine galip gelecek." Donup kalmıştım. Dedim, Talik senin bu söylediğini Türkiye'de bilmeyen hocalar bile var, sen bunu nereden biliyorsun? "Kur'an'ın Rusça tercümesini baştan sona okudum. Orada bir ayette böyle diyordu." Bizim akrabalardan bir delikanlı bölgeye gelip gidenlerden Müslümanların sünnet olmaları gerektiğini öğrenince bir grup arkadaşıyla birlikte hastaneye gidip sünnet olduklarını anlatmıştı. Nalçik'te (Kabardey-Balkar Özerk Cumhuriyeti'nin başkenti) üç ayrı gün ziyaretine gittiğim Rus dili profesörü Meryem Şamilev Hanım, bize çay ikram etmiş, kendisi nafile oruç tuttuğu için eşlik edemeyeceğini beyanla özür dilemişti. Geçen sene hacca gitmiş olan Meryem Hanım (Kaberdey) üç büyük köyün kavşak noktası olan bir yerde külliye halinde bir cami yaptırmaktadır. Bu kadar örnekle iktifa edelim.

Bölgede bir iki cemaat desteğiyle gitmiş iyi niyetli ama yetersiz üç beş kişi maalesef kaş yaparken bazen de göz çıkarmaktalar. Rabıta'nın "Arap Dili Enstitüsü" adıyla açtığı okullarda çok sayıda yatılı öğrenci öğrenim görmekte. On kadar da kolej açılmış durumda.

Sonuç:

Ateizmin olanca baskılarına rağmen Allah inancının yok edilemediği, "müslüman kimliği"nin silinemediği bölge insanlarının önünde bir kaç seçenek bulunmaktadır:

1-Amerika eksenli kapitalist bir sistem,

2-"Barış Gönüllüleri" eliyle yayılmaya çalışılan Hıristiyanlık, Yahudilik ve Budistlik vb. misyonerlik faaliyetleri,

3-Eski rahat hayatı (yatarak geçinme) özleyen komünizm yanlılarının önerdiği yeniden eski rejime dönme fikri,

4-Ne zaman nerede patlak vereceği ve kime hizmet edeceği belli olmayan ırkçı eğilimler,

5-İki dünya mutluluğunu ve birlik-beraberliklerini temin edebilecek yegane seçenek olan İslam."

Hristiyanıyla müslümanıyla tüm insanların, yaratılışlarında var olan tapınma ihtiyacı gereği hızla dine yöneldiği Kafkasya'da İslam'ın berrak mesajını sunma vazifesi, hesap gününe inanan bilinçli müslümanların omuzundadır. Bölgede kurulan resmi hükümetten bağımsız "dini idareler"! (Din Hase) eleman, finansman ve doküman açısından destekleyerek veya bölgede müstakil eğitim kurumları oluşturarak veya basılı, sesli ve görüntülü yayın faaliyetleri yoluyla bu görevi ifa edebilmemiz mümkündür. (4)

Dünyadaki konumun idrak edip misyonunu ifa edebilen yiğitlere selam olsun.

 

Dipnotlar:

1-Bu yazıda "Kafkasya" ve "Kuzey Kafkasya" tabirlerinden kasdedilen yer aynıdır. Hazar Denizi'nden Azak Denizi ve Karadeniz'e kadar olan ve güney hududunu Kafkas sıradağlarının oluşturduğu bu bölgeye tarih literatüründe daha çok "Kafkasya" denir. Dağların güneyinde yer alan Gürcistan, Ermenistan ve Azerbeycan için de "Maverayı Kafkas: Trans-Kafkas: Kafkas Ötesi" denmektedir.

2-Bu bağlamda bölgenin fiziki ve beşeri coğrafyası ile mevcut idari yapısı hakkında bilgi edinmek için bkz. F. Güngör, "Diller Ülkesi Kuzey Kafkasya", Yeni Şafak, 6. 2. 1995.

3-Bu genellemenin Kafkasya dışındaki yegane istisnası Kuzey Afrika'daki "Senusiler" hareketidir.

4-Bu kaygılarla bir araya gelen bir grup müslüman Kafkaslı olarak bir vakıf kurma teşebbüsümüz vardır. İlgilenenlerle tanışmaktan şeref duyarız. (Adres: Kafkas Vakfı, Kıztaşı C. Esin apt. 1/5 34260 Fatih - İst. Tel: 0-212. 5418153, Fax: 5218340) Not: Şimdilik sadece hafta sonları akşam saatleri açık tutulmaktadır.

Kaynak: Haksöz Dergisi - Sayı: 48 - Mart 95

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları