Laik Zorbalık ve Kurban Derisi Meselesi

Vahdettin Işık

Laik TC kurulduğu günden beri halka karşı dayatmacı bir tavır sergiliyor. Dahası bu tavrı bir kimlik olarak benimsediğini hemen her dönemde gözlemlemek mümkün.

Esasen laik kimliğin doğal yapısı bunu gerektiriyor. Her ne kadar bu ülkede mağdur ve mahrum kesimler bunun Türkiye'ye özgü bir durum olduğunu söyleseler de gerçeğin böyle olduğunu sanmak yanılgıdır.

Batı'daki oluşum koşullarında değerlendirildiğinde olayın gerçekliğini anlamak mümkün. Laiklik adaleti temin etmek için değil, palazlanan burjuva sınıfının statükoya ortak olmak için ortaya koyarak sistemleştirdiği bir ideoloji olarak varlık bulmuştur. Batı'daki özgürlüğü tesis etmek gibi bir söylemi, gerçekte adaletin tesisini sağlamak için ifade edilmiş bir söylem olarak algılamak bu gerçeği göz ardı etmek olur. Amaç denetim gücüne elde etmeye kapı aralamaktır. Bunun böyle olduğuna burjuvanın egemen olduğu dönemden beri gerçekleşen sömürü tanıklık etmektedir. Bütün bir yeryüzünü sömüren kapitalist sömürücü sistemlerin egemen kimliğinin laik bir karakter taşıdığı gözardı edilmemelidir. Bu anlayışın ifade ettiği özgürlük, pastadan pay kapmaktan başka bir anlam taşımamaktadır.

Laik zihniyetin egemen olduğu sömürgeci mantık, Türkiye gibi toplumlarda ise laikliği kimlik çözücü bir araç olarak kullanmaktadır. Bunun yansımaları toplumdaki hemen herkesin bir yerlerden tanık olduğu pratiklerle doludur. Son günlerdeki kurban derisi ve bağırsaklarını toplama konusundaki şahit olunan olaylar ilgi çekici boyutlar taşıyor.

İnancı gereği kurban kesen insanların ibadetlerindeki tasarruf sınırlarına apaçık bir müdahale örneği olması açısından olay önemlidir.

Kendilerinin oluşturduğu yasaları mesnet göstererek kurban derilerini gasba çalışan laiklerin tavırları oldukça net vurgularla basına yansıdı. THK Genel Başkanlığı'nın İçişleri Bakanlığı'na gönderdiği ve Özel Bilgi Notu kaydı taşıyan metin tam bir ibret levhasıdır. Daha ilk cümlesi Türkiye'de radikal dinci çevrelerin kazandığı siyasi ivmeden bahseden mektubun ana teması, bu çevrelere kurban derilerinden pay kaptırmamak etrafında şekilleniyor. Ancak mektup sıradan bir çağrı değil, tam bir ültimatom özelliğinde. Öyle ki, bir devlet memuru olan THK Başkanı Atilla Taçoy, mülki amirler olan valiler ile emniyet başta olmak üzere herkesi tehdit eden ifadeler kullanmakta. Hatta İçişleri Bakanlığı'na ilgili yasa ve yönetmeliği uygulama görevini hatırlatırken mülki amirlerin bunu yapmaması halinde sorumlu olacakları ihtarını yapmaktadır.

Egemen laik söylemin temsilcisi olması Taçoy'a güç veriyor olmalı. 14.05.1994 tarihli gazetelerde yer alan şu ifadeleri gerçekten dikkate değer:

"Şubelerimizin verdikleri raporlarla deri toplamasında karşılaşılan güçlükleri, engelleri yeniden belirleyeceğiz. Mülki amirlerin, emniyetin tutumunu öğrenmiş olacağız. Bize yardımcı olacaklarına inandığımız kurumların tutumlarını tespit etmiş olacağız. Bunu hem basına açıklayacağız, hem de ilgili makamlara yeniden ileteceğiz."

Taçoy'un ilgili makam ifadesiyle kimleri kastettiği malum. Ne var ki bu defa hesapları tutmadı. Başta Beklenen Vakit gazetesi olmak üzere müslümanlar bu kez karşı kampanya başlattılar. İlginç bir atmosfer oluştu. Olay gerçek mahiyetine uygun olarak deri sorunu olmaktan çıkarak laik tehdit ile İslami kesimlerin sürtüşmesine dönüştü. Kaybedeni baştan belli olan bu sürtüşmeye aktif olarak karşı tavır belirleyen Vakit gazetesini tebrik etmek gerekir.

Beklenen Vakit'in "Müslüman Kurban Derini Ayyaşlara Kaptırma" kampanyası ile BBP'nin "Vebalin Var! Kurban Derini Ayyaşlara Meze Yaptırma" kampanyasının dışında ciddi bir tepki göze çarpmadı. Vakit gazetesi ayrıca her gün kurban derisinin bağışlanacağı kurumların ad ve adreslerini yayınlayarak kampanyayı sürdürdü.

Bu karşı tepkilerin olumluluğu yadsınamaz. Son dönemlerdeki çeşitli olaylar karşısında benzer tavırları görmek umut vericidir. Buna karşın Allah'ın dininin her gün tahkir edildiği, müslümanların işkencelere maruz kaldığı bir çok olayda neden bu denli duyarlılık gösterilmediğini sormak lazım.

Yüreğimizin bir yerlerinde saklı tuttuğumuz iyi duygularımız kalsın diyelim. Bu kez de sormayalım mezkur soruyu. Kurban derileriniz bereketli olsun!

Kaynak: Haksöz Dergisi - Sayı: 39 - Haziran 94

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları