Milli Gençlik Dergisi

Kenan Yabanigül

1976 MTTB'sinde İcra Konseyi Başkanlığı yaptınız. Bazı mitinglerdeki konuşmalarınızda kendinizi "Müslüman gençlik" olarak tanımladınız ve insanlığın kurtuluşunun vahiy medeniyetinde olduğu üzerinde durdunuz. Fakat aynı dönemde çıkmakta olan Milli Gençlik dergisinin çoğu yazılarında Türk-İslam medeniyetini ve Türk gençliğini önceleyen vurgular yer alıyordu. İslam'a ilgi duyan lise ve üniversiteli gençleri bir çok il ve ilçede örgütlenerek kuşatan MTTB ve yayın organı Milli Gençlik dergileri çevresinde, o dönemde, İslam'ın anlaşılması konusunda önem kavramsal ve fikri tartışmalar oluyordu. Bu fikri tartışmaların niteliği ve gelişim seyri hakkında, İçeriden birisi olarak kısa bir değerlendirmede bulunabilir misiniz?

Hak Söz

- MTTB 1965'te solcuların elinden sağcıların eline geçmişti. Ancak daha sonraki dönemlerde MTTB gençliği sağcılıktan İslam'a doğru bir akış içinde oldu. Bence MTTB ve benzer çevreler, 1970'li yıllara doğru İslam'a yönelmeye başlamışlardır. Bu yöneliş Türk-İslam sentezinden uzaklaşan, İslam'ı kaynağından öğrenmeye ve yaşamaya arzu duyan gençlerin varlığını oluşturdu. Gençler İslami kimliklerini yeniden keşfetmeye başladılar.

İslami kimlik sorununun gündeme gelmesine etki eden faktörler tek nedenli değildi.

O dönemlerde İslam dünyasından etki uyandıran İslami eserlerin çevirileri yapılmaya başlanmıştı. İslam'ı bir bütün olarak tanıtmaya çalışan bu eserler, gençleri okumaya yöneltiyordu. Bu eserler MTTB çevresi tarafından da, diğer vakıf, kuruluş ve cemaat çevrelerindeki gençler tarafından da okunuyordu. MTTB'nin üçyüze yakın Anadolu teşkilatı vardı. Bu mahalli birimleri düşünsel planda MTTB merkeziyle birlikte genel İslam uyanış eğilimi veya yörelerdeki etkin bir hoca veya ahinin görüş ve gayretleri yönlendiriyordu. İşte gerek bu birimlerden, gerekse Nurcu, Süleymancı çevrelerden ve o zaman ki MSP çevresinden üniversiteye gelen gençler MTTB merkezinde buluşuyorlardı. O zamanlar gençler arasında bu eserlerdeki bilgiler gerek ikili ve sohbet ilişkilerinde, gerek seminer ve konferans gibi etkinliklerde gündeme geliyor, tartışılıyor ve büyük etkile uyandırıyordu.

MTTB'nin 1970'e doğru yönetimi elinde bulunduran idarecilerinin niyetleri de çok önemlidir. Başta MTTB başkanları olmak üzere bu insanla İslam'ı bilerek yaşama arzusunda idiler. Bu arzu İslami uyanışa yöneliş kadar bir yönlendirmeyi de oluşturuyordu.

O dönemde MTTB etkinliklerinde ve Milli Gençlik dergisinde "Türk İslam" kelimelerinin beraber kullanılmasıyla murad edilen mana, bugün "Türk-İslam Sentezi"nden bahsedenlerin taşıdığı amaçlardan farklı idi. O dönemde Türk-İslam kelimesi Necip Fazıl'daki kullanışı ile kabul görüyordu. Bu kullanım ırkçılıktan ziyade, bütün değerlerini İslam'dan alan Türk Milleti'ne vurgu idi. Zaten o dönemde MTTB gençliğini en fazla etkileyen kişilerden birisi de Necip Fazıl idi. Daha sonra Türk kelimesinin ırki bazda kullanılmasının rahatsızlık uyandırması ve İslami bakışın güçlenmesiyle de MTTB bu kelimeden uzaklaşıp, "Müslüman gençlik" tabirini kullanma ya başladı. Türk kelimesinin ihmal edilmesinde Güneydoğu'da önemli etkinlikler gösteren MTTB'li müslümanların, konuyla ilgili rahatsızlıkların, üç veya altı aylık temsilcilik toplantılarında, kamplarda, özel sohbetlerde dile getirmeleri de dikkate alınmıştır. Ama bir dayatma olmamıştır. Zaten Genel Merkez genellikle bu bilincin taşıyıcısı kişilerin elinde bulunuyordu. Mesela MTTB amblemindeki kurdun kaldırılış tarihi 1975'tir. Artık o yıllarda Türk ve kurt sembol ve kelimeleri ile bir ayrışma noktasındaydık. Bu kelime ve sembolleri taşıyan kitlelerin birbirleriyle de karışmaması gerekiyordu. Çünkü bizler, amel ve düşüncelerimizi müslüman olarak onlardan bariz şekilde ayrışarak hissettirmeliydik. İşte MTTB ve çevresinde İslami kimliğin netleşmesi sürecine bu pratik durum da önemli bir katkı sağlamıştır.

O dönemin yöneticileri bu süreçte, önceki dönemin sağcı, anti komünist kimliği ile öğrenci hareketlerine yönelmiş olan MTTB'li gençliğini, bizce anlamsız çatışmalardan uzaklaştırmaya, okumaya, kültürlenmeye ve İslami kimliklerini tartışmaya sevk etmeye çalışıyorlardı. Ortada net ölçüler yoktu. Ama yöneliş İslami idi. Bu tartışmayı yönlendirici konumdaki MTTB yöneticileri de kendi aralarında yapıyorlardı. Sağcılıktan ve sağcılığın getirdiği eylemlerden sıyrılmaya çalışılıyordu. Hatta bir miting yapılacaksa eski şekil, slogan ve amblemlere yer vermemeye çok özen gösteriliyordu. Kimliğimizin netleşmeye başladığını ve İslam'ın öncelendiğini göstermek ihtiyacını hissediyorduk.

Bu dönemlerde Necip Fazıl gibi yerli mütefekkirlerin MTTB çevresindeki etkileri eskiye nisbetle çok azalmıştı. 1976'da Dünya Müslüman Talebe Teşkilatı IFSO ile İstanbul'da bir toplantı düzenledik. Muhammed Kutup'u İstanbul'a getirtip MTTB gençliği ile tanıştırdık. Bu yıllarda Seyyid Kutup'un, Mevdudi'nin, Muhammed Hamidullah'ın kitaplarını özel olarak MTTB taşra teşkilatlarına dağıttırdık. Ve okunması gereken eserlerin başında olduğu tavsiyesinde bulunduk. 1975-1976 MTTB'si özellikle İslami bilinçlenişe önemli katkılarda bulunan bu eserlere yönelme ve yöneltme dönemi oldu. 1974'lerde İslama meyleden gençler, evrensel İslami literatürün Türkçeye çevrilen etkisini kırmak üzere yazılan kitaplarla muhatap oluyordu. Ancak MTTB'de her grup ve meşrepten arkadaş olmasına rağmen 1976'da bu tarz olumsuz anlayış ve kitapların etkisi MTTB çevresinde önemli ölçüde kalktı. Bu olumluluk sahih fikri beslenme kadar, meşrep ve mezhep taassubunu aşan arkadaşların çalışma ve anlayışlarının öne çıkmasıyla da kazanılmıştı.

Kaynak: Haksöz Dergisi - Sayı: 43 - Ekim 94

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları