Mitterand’ın Ziyareti ve Galatasaray Üniversitesi

Musa Özgün

Geçtiğimiz Nisan ayında Fransa Cumhurbaşkanı Mitterand, Özal'ın konuğu olarak Türkiye'ye geldi. Kürt meselesinde; Almanya'nın Türkiye'ye sırt çevirmesi, bununla da kalmayıp PKK'yı destekler bir tavır takınması Türkiye'nin Avrupa'daki en güvenilir dostu konumunda olan Almanya ile ilişkilerinin son derece gerginleş gerginleşmesine yol açmıştı, işte bu gerginliğin had safhaya ulaştığı günlerde gerçekleşen Mitterand'ın Türkiye ziyareti esnasında iki ülke arasında ekonomik, askeri ve kültürel alanlarda bazı projeler görüşülürken, Almanya'nın Kurt politikası nedeniyle Avrupa ile ilişkilerinde ciddi bir sıkıntı yaşayan Demirel hükümeti de üzerindeki bu baskıyı hafifletmeye çalıştı.

Bilindiği üzere Türk-Fransız ilişkileri, cumhuriyet döneminde ilk olarak, ciddi anlamda, bundan 24 yıl önce General De Gaulle'un ziyaretiyle başlamıştı Tarih boyunca inişli çıkışlı bir ilişki zincirini oluşturan Türk-Fransız ilişkileri De Gaulle'un bu ziyaretiyle yeni bir boyut kazanmıştı. Devrin Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay ve Başbakanı Demirel bu ziyaret esnasında belli bir yumuşamayı sağlamışlar, böylece Türkiye Avrupa'da yeni bir dost(!) kazanmıştı. Ne var ki bu dostluk çok kısa sürdü. Sonraki yıllarda Fransa'nın Ermeni ve Kürtler'e destek vermesi bu dostluğun sona ermesine ve ilişkilerin fazlasıyla zedelenmesine yol açtı.

Mitterand bu ziyaretiyle Türkiye'ye gelen ikinci Fransız Cumhurbaşkanı olurken, beraberinde 150'yi aşkın işadamı ve 30'a yakın üst düzey Fransız bürokratını getirmeyi de ihmal etmedi, iki gün süren ziyaretinde Mitterand'ın övgü dolu konuşmalarını basından takip ettik Fransız Cumhurbaşkanın övgü dolu bu konuşmalarıyla Avrupa tutkunlarının ağzına çaldığı bir parmak bal, şüphesiz ki her şeyden üstün tuttukları kendi menfaatlerinin yüzü suyu hürmeti nedir. Fransızlar'ın Türkiye'ye karşı dostluk atağına geçmesinin nedeni bazı koşulların değişmesi ve menfaatlerini ön plana çıkaran yeni konjonktürün sonucudur

SSCB'nin dağılması ve kısa sürede altı yeni Türk cumhuriyetinin kurulması Fransa'yı da yeni değerlendirmeler yapmaya, yeni stratejiler belirlemeye sevk etti. Türkiye'nin sözü geçen yeni Türk cumhuriyetleriyle arasında başlayan sıcak ilişkiler bütün dünyada olduğu gibi Fransa'da da izlenmekte ve bu ülkelerle kültürel ve ekonomik bağlantılar için Türkiye'nin bir kilit ülke rolü oynayacağı hesabı yapılmaktadır. Bununla birlikte Almanya'nın Rusya Federasyonu'na hızlı bir şekilde açılması, bu amaçla ekonomik gücünü seferber etmesi kuşkusuz Paris'i zor durumda bırakmıştır. Bonn'un Avrupa'nın yeni lideri gibi hareket etmekte gösterdiği hevesin de Fransa'da rahatsızlık uyandırdığı muhakkaktır. Bu durumda Fransızlar yeni ilişkiler kurmakta yarar görmektedir.

Görüşmelerin genel havasına uygun olarak, Fransa'nın Kürt politikasında yumuşama gözlendi. Fransa'nın bu konuda yumuşamanın altında şüphesiz yukarıda sayılan sebepler yani Türk pazarını kaybetme endişesi yatmaktadır. Son 6 yılda, Türkiye'de iş yapan Fransız firmalarının sayısının 10'dan 100'e fırlaması, aynı zamanda Fransa'nın son iki yılda Türkiye'ye 680 milyon dolar yatırım yaparak Türkiye'deki birinci yabancı yatırımcı konumuna gelmesi de Fransa'yı bu konumunu muhafaza edebilmek için yumuşamaya zorlamaktadır. Öyle ki; Mitterand'ın her fırsatta PKK'nın bir terör örgütü olduğunu üstüne basa basa söylemesi ve ba­ğımsız bir Kürt devletinin kurulmasını isteyenlerden olmadığını vurgulayarak Ankara'nın Kürt po­litikasına destek verdiğini belli etmesi bunun en iyi göstergesidir, ilginçtir ki, aynı günlerde Fransa'da yayınlanan bir gazetede Mitterand'ın Japonya'da bulunduğu ve orada Kürtler'e parasal kaynak aradığı yazılıyordu.

Mitterand'ın gezi kapsamında yer alan ve üzerinde durmamız gereken diğer bir husus da Galatasaray Üniversitesi'nin kurulmasına ilişkin protokolün imzalanmasıdır, imzalanan bu protokolle, Osmanlı Devleti döneminde Mekteb-i Sultani adıyla Türk ve Fransız hükümetlerinin ortak çalışmaları ve katkılarıyla Türkiye'de lise düzeyinde kurulmuş ilk Batı modeli okul olan Galatasaray Lisesi'ne yüksek öğretimi de kapsayan bir oluşum kazandırmak amaçlanmaktadır.

Kurulduğu 1868 yılından itibaren değişik din ve milletlerden öğrenci kabul eden ve bu yapısı gereği de laik bir kuruluş olan Galatasaray Lisesi'nin kuruluş amacı devletin kendi öz kadrolarına eleman yetiştirmektir. Galatasaray Lisesi bu işlevini cumhuriyet döneminde de Fransız kültürü veren bir Türk "devlet" lisesi olarak sürdürmüştür. Sistemin bugünkü işleyişinde önemli noktalarda rolleri olan batı kafalı insanların yetiştiği bir okul olan Galatasaray Lisesi için bakın Bernard Lewis Modern Türkiye adlı eserinde ne diyor:

"Modern Türkiye'nin yükselişinde Galatasaray Lisesi'nin etkisi büyük oldu. Batılı idare cihazını yürütecek, yetenekli ve Batılı eğitim görmüş idareci, diplomat ve diğerlerine ihtiyaç arttıkça Galatasaray mezunları Osmanlı İmparatorluğu'nun ondan sonra TC'nin siyaset ve idaresinde hakim rol oynar duruma girdiler. Galatasaray Lisesi'nin büyük oyun sahaları yoktur, ancak modem Türkiye'nin zaferlerinin birçoğu onun sınıflarında kazanılmıştır."

Kurulduğu günden bu yana, Batı kültürü ile yoğrulmuş, batıya ve batılıya hayran kafalar yetiştiren bu kuruluş; 93-94 öğretim yılında Orta Doğu ve Türk cumhuriyetlerine de hitap etmek suretiyle öğretime başlayarak yüksek okulu ile daha kapsamlı bir biçimde eski misyonunu devam ettirecektir. Bu şekilde Batı, Türkiye dolayısıyla kendi kültürünü ve laikliği yeni Türk cumhuriyetlerine de ihraç edecektir.

Kaynak: Haksöz Dergisi - Sayı: 14 - Mayıs 92

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları