Reis

Bünyamin Doğruer

Yağmur çiseliyor

ceblerim de hayata yenik düşmüş

yokluğun elleri

can siper mevzi idi kardeşlerim

ihaneti gördüm ihaneti duydum

bir gül gibi yalnızım reis

Ağustos sıcağında pınar olan

sevdamız vardı

yalansız pazarlıksız

şimdi denizler bölünmüş tam yetmişüçe

sonra hep konuştuk konuştuk konuştuk

savaşa düşmedik söndü heyecan

bir azık gibi terkimizde de taşımadık

hani yadigar ağıtlar bırakacaktık geceye

bu vehn libası kim biçti bize reis

çilemi hüznümü arıyorum

yüzümü arıyorum

sonsuzluğu arıyorum

denizimi arıyorum

seni arıyorum reis

Bu sonbaharın yasını ben mi tutacağım

sonsuzluğu arıyorum

seni arıyorum reis

geçmi kaldım yoksa

gecikmişte olsam al yüreğimi

yarım kalmış bir sevdanın hatırı için

pazarlıksız sunuyorum sana

Tekrar o yüzüm olacak mı

kanat çırpacağım gökyüzüm

yinede sevdalıyız be reis

bir fırtınayı büyütüyoruz

parmaklarımızda

dökülen her damla kanla

hiç bir teselli yetmiyor artık reis

şimdi niçin dağlara baktığını anladım

ölüm vakti geldiyse ben hazırım reis.

 

Kaynak: Haksöz Dergisi - Sayı: 46/47 - Ocak-Şubat 95

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları