Şiirimizin Acıları

Nurettin Durman

Bizi kuşatan ne varsa, biz oradayız. Sokağa çıkıldığında dünya güzel midir? Gözlerimiz kimlerin gözleriyle bakıyor etrafına? Ya da biz kimiz, ne işimiz var bu yeryüzü denilen curcunada? Madem ki varız, var olmak zorunluluğunu duymayacak mıyız? Bu var oluşa giden yolda birtakım olguların bizi zorladığını ve ne iş tutuyorsak tutmuş olalım, içimizde öz olarak neyi taşımakla mükellef olduğumuzun bilincinde olmalıyız. Açıkçası; oryantal, yani oynak bir espriyle ortaya çıkmak hiç kimseye bir şey kazandırmıyor. Söz şiire geldiğinde, şüpheli bir meselenin içinde buluyoruz kendimizi. Şiir put mudur? Şiir lüks bir uğraş mıdır? Ya da şiir hayatımızda bir yer edinebilir, işe yarayabilir mi?

Şiiri putlaştırdığımız an, ruhumuzu şeytana satmışız demektir. Sonra, şiiri zihinsel bir fantezi olarak algılamak ta ters geliyor bana. Öyleyse durup düşünmek zorundayız. Hayatımızın macerasını düşünmek zorundayız. Hayat bize ne veriyor, biz hayattan ne istiyoruz? Ortaya bir şey koymak gerekiyorsa elbette konmalıdır. Bu ortaya koyuş eylemi ise düşünen kişinin düşünceleriyle kendini belli edecektir. Bu yerine göre soyut yerine göre de somut verilerle olacaktır. Şiirle de kök salmak gerekiyor dünyaya. Çünkü şiirin omuzlarına da yük biniyor. Sanıyorum Öyle olmasaydı şairleri cezalandırmak için onca zahmete girilmezdi.

Şimdi şiir Abdulhamid-i Sani yalnızlığını yaşamaktadır. Yani ne anlaşılmak istenmektedir ne de anlaşılmaktadır. Öyle, olmayan bir nesne gibi, olmamış, hiç yokmuş gibi bizim dışımızdaki alemde kendine yer edinebilmiş gibi. Ulaşılmaz, bir kayıtsızlığın atmosferinde sürtmektedir adeta. Uzak ve kaba bakışların çekim alanlarında anlaşılmaz bir nesnenin duruşu gibi duruyor. Orada ve uzakta. Potansiyeli büyük olan cemaatin kendine yetmezliği içinde, cemaatin toplumsallaşamadan kendi kendisiyle uğraşması gibi şiirimiz de kendi başına uğraş vermektedir. Bu var olmak veya olmamak savaşında, hırçınlıklar, tedirginlikler, çelişkiler ve karamsarlıkların yanında özgün atılımların, saf ve edebli çalışmaların olmadığını söylemek de haksızlık olsa gerektir.

Belki apaçık görünmüyorsa da şiirimiz acılarla doludur.

Kaynak: Haksöz Dergisi - Sayı: 37 - Nisan 94

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları