Sivas Davası Duruşmalarında Laik Terör

İbrahim Efe

Şeytan Aziz'in İslam'ın mukaddesatına saldırması sonucu Müslüman Sivas halkının tepki göstermesi ile başlayan ve daha sonrasında bir otelin yanması; içindeki 37 kişinin dumandan, dışarıdaki müslümanlardan da en az 6'sının çeşitli kurşun yaraları neticesinde ölmeleri ile sonuçlanan "Sivas Olayı" sanıklarının davalarına Ankara DGM'de başlandı.

Sivas'ta vuku bulan bu hadiseyi İslam'a ve müslümanlara karşı düşmanlıklarını ifade etmek için baştan beri kullanan laik-kemalist-solcu-Alevi cephesi büyük bir baskı oluşturmuş ve dava duruşmalarını Ankara DGM'ne aldırmıştı. Bu kararda Adalet Bakanı Seyfi Oktay'ın da şüphesiz büyük katkısı vardı. Bu kararın alınması yargının bağımsızlığına ve hukuka indirilen yeni bir darbe oldu. "Türk milleti adına karar veren" mahkemenin milletin kendisinden kaçırılması bir yönüyle Sivas olayında gerçek suçun ne olduğunu ve esas suçluların kimliklerini de ortaya çıkardı.

21 Ekim günü Ankara DGM'de, 106 sanık hakkında 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suç işledikleri iddiasıyla dava görülmeye başlandı. Sivas'taki otelde ölenleri temsil ettikleri iddiasıyla içlerinde Ankara, İstanbul ve İzmir Baro Başkanları ve Türkiye Barolar Birliği Başkanı'nın da bulunduğu 100'den fazla avukat davaya müdahil olarak katılmak istedi. Halbuki söz konusu kanun kapsamına giren davalarda iddia makamı kamu hukukundan ibaret olup müdahil sıfatıyla davaya katılmak hukuken mümkün değildi. Ama laikliğin bekçisi avukatlar, İslami gelişimi önlemek ve ellerine geçirdikleri müslümanları -hazır yakalamışken-taciz edebilmek için saldırıya geçmişken hukuk da neyin nesi oluyordu ki? Polis duruşma salonuna girmelerini önleyince avukatlar polise saldırdılar ve zorla girmeye çalıştılar. Bu sırada, Sivas'ta ölenlerin yakınları olduğu zannedilen bir grup da polise "Bizim çocuklarımız yakılırken neredeydiniz? Onlar Atatürkçüydü, laikçiydi! Bu sakalına s..mın p....ri Atatürk büstünü yerlerde sürüklediler, o zaman niye yoktunuz?" diye bağırarak saldırdı. İçlerinden biri polislere "Allah sizin de çocuklarınızı yaksın!" deyince bir diğeri "Yakmaz, O onların Allah'ı, bizim değil!" diye karşılık verdi. İçeriye giremeyen grup DGM binasının önünde Sıhhiye Köprüsü'nün altında toplandı. Daha sonra da 50-60 kişilik bu topluluk slogan atarak yürümeye başladı. Bu arada SHP milletvekili Salman Kaya topluluğa katılarak konuşma yaptı. Polisin fazla bir müdahale de bulunmadığı bu topluluk sayısının azlığına rağmen iki saat kadar civarda kaldı, sık sık slogan atarak çevrede dolanmaya devam etti. Halktan hiç bir olumlu tepki ya da katılım olmayınca da eski SHP genel merkezinin önünden geçerek TBMM'ye doğru yürümek üzere bulundukları yerden ayrıldılar.

Ne ilginçtir ki duruşma salonunun içinde müslümanlar gösteri yürüyüşü yaptıkları için yargılanır ve hakimin "Yürüyüşe katıldın mı, slogan attın mı?" sorularına cevap verirken; bu sırada dışarıda başka bir grup slogan atarak yürüyüş yapıyordu. Yine RP olayları kışkırttığı için mahkum edilirken, SHP binası balkon ve pencerelerinden yarı bellerine kadar sarkan parti görevlileri "Türkiye İran Olmayacak", "Kahrolsun Hizbullah" gibi sloganlarla yürüyüşçülere katılıyordu.

Göstericileri kendi hallerine bırakan polis, İçişleri Bakanlığı'nın emriyle, avukatların da salona girmelerine izin verdi. İzleyici sıralarına oturan avukatlar da boş durmadılar. Duruşmaya ara verildiği sırada bundan yararlanan iki sanık namazlarını eda etmek isteyince salonda adeta kıyamet koptu. İşte gerici tehlike yine ortaya çıkmıştı. "Pis gericiler burası mescid değil, laik mahkeme! İlericileri, aydınları yakanlar namaz kılamaz! Orada insanları yaktılar, bir de namaz kılacaklar!" bağırtılarıyla avukatlar, sanıklara saldırdılar. Bu sırada "Avukatlarıyla beraber yaktılar!" diye bağıran bir başka grup da "savunma hakkı"nın kutsallığı adına müslüman sanıkların avukatlarına hücum etti. Sanık avukatları sükunetlerini koruyarak olayı yatıştırırlarken bazı "ilerici" bayan avukatlar hala çığlık çığlığa feryad ediyordu.

Mahkeme, bazı SHP'li milletvekillerinin ve hükümetin yoğun baskısı altında kaldı. SHP meclis grup başkanı Aydın Güven Gürkan başta olmak üzere birçok milletvekili ve bakan davanın seyrine tesir edecek konuşmalar yaptılar; ilerici, laik, demokrat kamuoyunu, aydınları, bilim adamlarını, yüksek yargı organları mensuplarını, basını ve milletvekillerini davayla ilgilenmeye davet eden çağrılar yayınladı.

* * *

Yine ilk günden beri sanıkları mahkum ilan eden işbirlikçi basın, aynı tavrını duruşmalar esnasında da sürdürdü. Özellikle Star adlı Özel televizyon kanal(izasyon)ı İslam'a olan düşmanlığını bir kere daha gösterdi. Salonda çektiği görüntüler çok ilginçti, örneğin ağız ve diş yapısında yaratılıştan gelen bir bozukluk olduğu için ağzını kapatamayan ve biraz uzun olan ön dişleri dışarıda kalan bir sanığın dişleri üzerinde yakın plan yaptıkları çekimi ya da bazı sanıkların sakallarını bütün ekranı kaplayacak şekilde gösterdi. Bu sırada da, Sivas olayını "Orta Çağ gericiliğinin karanlık vahşeti" olarak nitelendiren spiker "Sivas'ta yaptıkları yasa dışı gösteri sırasında otel yakarak 37 aydın ve sanatçıyı katleden tutuklulardan bazılarının duruşmaya takım elbiseyle gelmeleri dikkat çekti" diye yorum yapıyordu.

Sivas duruşmasına 26 Kasım tarihinde devam edilecek. Bu arada 'İlerici' müdahil avukatların, davanın TCK'nun 146. maddesi (Anayasal düzeni zor kullanarak değiştirmeye yönelik faaliyet) kapsamına alınması talebi karara bağlanacak.

 

Kaynak: Haksöz Dergisi - Sayı: 32 - Kasım 93

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları