Sivaslı Mağdur Müslümanları Yeniden Hatırlamak

Emre Yetkin

Mustaz'afların rabbinin adıyla Muhterem kardeşlerim;

Şüphesiz Fussilet Suresi 33. ayet-i kerimede buyrulduğu gibi; "Allah'a çağıran, salih amelde bulunan ve gerçekten ben müslümanlardanım" diyenden daha güzel sözlü kimse yoktur.

Bugünkü tağuti sistem ve istikbar mekanizması, satılmış medyayı da yedeğine alarak gerçekten Allah'a, Allah'ın dinine, Allah'ın tertemiz ve ulvi dininden kaynaklanan yüce değerlere çağıran, rızayı rahman istikametinde salih amellerde bulunan ve müslüman olmakta/müslüman kalmakta ısrar eden Allah erlerini her türlü baskı, iftira, işkence ve tezgahla kuşatmakta, sindirmeye çalışmaktadır. Nitekim Sivas olayları akabinde, olaya müdahil olarak gösterilen insanların "Müslümanlar" adlı bir örgüt bağlamı içerisinde yargılanmaları da müslüman kimliğe karşı gösterilen tepki ve nefretin açık bir göstergesidir.

Allah'ın inananlar olarak tesmiye ettiği bu isimden, bu erdemden asla vazgeçmeyiz. Bu bilinçtir ki, İslami değerlere saldırı karşısında Sivaslı birçok müslümanın kanına dokunmuş ve onları, "Peygamber mü'minlere canlarından daha ileridir ve O'nun hanımları da mü'minlerin anneleridir" ayeti/ilkesi gereğince duyarlı kılmıştır. Ancak bu sahih duyarlılığı anlayamayan, dünya sevgisi ve ölüm korkusu ne yazık ki ağır basma temayülü gösteren kimi müslümanlar dahi Sivas olaylarından mahkum, mağdur ve mazlum müslümanlara karşı duyarsız ve ilgisiz kalabilmiş, hatta müslümanlara yakışmayan bir cür'et ve cesaretle ağır eleştirilerde bulunabilmiş, yorumlarda medyanın tuzağına düşülmüş ve elbette kimi eksiklik ve zaaflarına rağmen şerefli bir karşı koyuş, onurlu bir kıpırdanış ve direniş olan bu "kollektif salih amel" olumsuzlanmış, kötülenmiştir. Biz bütün bunları esefle karşılıyoruz! Kur'ani ifadeyle "Allah'ın dinine yardım" için harekete geçen ve bir takım İslami değerlere küfredilmeyi zillet olarak ve ağır bir imtihan ve ahiret vebali olarak gören insanların bu kıyamından esef duyup utananlar, öncelikle taşıdıkları /taşıdıklarını iddia ettikleri müslüman kimliğinden utansınlar, kimlik ve kişiliklerini Kur'an'ı odağa alarak gözden geçirsinler. Müslümanı en çok üzen, ihanete uğraması, arkadan vurulmasıdır zira.

İçerideki ve dışarıdaki Sivaslı mağdur müslümanlar ve hatta olaya duyarlı yaklaşan Sivas halkı, ilk günlerden itibaren bir çok iftira ve karalamayla, bir çok zulüm ve boykotla, bir çok gözdağı ve işkenceyle karşılaştı. Belki çarpıtmalar, saptırmalar karşısında kendisini yeterince ifade edemedi. Ama onları en çok üzen, düzenin ve medyanın husumet ve tuzaklarından daha fazla üzen, kimi müslüman birey ve cemaatlerin yanlış, öngörülü ve tutarsız değerlendirmeleri, hatta mahkum etmeleri veya sessiz kalmaları oldu. Bilinsin ki, "zillet bizden uzaktır". Bilinsin ki bizden "utanan" müslümanlardan, Allah için biz utanmamayı gayret gösteriyor, İslam için çalışan bütün samimi kardeşlerimizi Allah için çok seviyor, Allah'ın utandırmamasının her şeyden daha önemli olduğuna inanıyoruz. Ancak hiçbir kınayıcının da kınamasından korkmuyoruz.

Halen Kırşehir Cezaevi'nde dönen dolapları izliyor ve biliyoruz. Oradaki kardeşlerimiz asla yalnız değillerdir. Dışarıda, Sivas'da kalıp da mağdur ve mazlum duruma düşen, eziyet gören, maddi ve manevi sıkıntı içerisinde boğulan bütün mustaz'afların, kadın, erkek, çocuk ve yaşlı bütün ezilmişlerin, güçten düşürülmüşlerin, hakları elinden alınmışların da yanındayız. Bunun aynı zamanda Kur'ani bir pratik olduğuna da inanıyoruz. Kimseden korkmuyor ve gocunmuyoruz. İslam'ı hayatlarında bir garnitür mesabesine düşüren, Kur'an'ı okuyup incelediğini söylediği halde Kur'an'dan kendisine hiçbir şey bulaşmayan tatlı su İslamcılarının da iz'an, basiret ve takvaya muttali ve talip olmalarını diliyoruz. Türkiye'nin birçok yöresinden Mahmut Kaçar'ı önceki aylarda ziyarete gelip de Sivaslı müslümanlara bir selamı bile çok görenleri de Allah'a havale ediyoruz. Kur'an'ın şehid ve şahidleri olarak yaşayacağımıza dair yemin ve güvenimizi sürekli pekiştiriyoruz. Rabbimizin bizi bağışlamasını, kötülüklerimizi örtmesini ve bizi direnişçi muttakilerden kılmasını niyaz ediyoruz. Bu vesile ile Kırşehir Yusufiyesini gülistana çeviren Sivaslı ve Sivas dışından gelen kadın-erkek bütün kardeşlerimizi başta Cafer Tayyar Soykök ağabeyimiz olmak üzere hasret ve muhabbetle kucaklıyor, Allah'a emanet ediyor ve yanlarında olduğumuzu bilmelerini istiyoruz.

Bu vesileyle olaya baştan beri ilgiyle yaklaşıp en sağlıklı yorumlarda bulunan Hak Söz Dergisini ve çalışanlarını da tebrik ediyor, teşekkürlerimizi sunuyor, devamını diliyoruz.

"... Ancak, inanıp salih amellerde bulunanlar, birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye edenler bu hüsranın dışındadırlar." (Asr Suresi)

Şüphesiz Allah doğruyu söyler ve şüphesiz Allah her şeyi görüp işitendir, her şeyi bilendir!..

Allah'a emanet olunuz.

Kaynak: Haksöz Dergisi - Sayı: 56 - Kasım 95

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları