Sovyet İmparatorluğu Sonrasında Orta Asya'da Siyaset

Martha Brill Olcoot

Martha Brill Olcott, Colgate Üniversitesi'nde Siyaset Bilimi profesörü. The Kazakhs (Hoover Institution, Stanford Üniversitesi Basımı, 1987) kitabının yazarı.

 

SSCB'nin resmen dağılması ile birlikte egemenliklerini kazanan Orta Asya cumhuriyetleri -Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan ve Tacikistan- tam bağımsızlığa geçişte muazzam sorunlarla karşı karşıya. Orta Asya cumhuriyetleri bundan sonra, kimilerinin tamamıyla pamuk üretimine, diğerlerinin ise hammadde üretimi ve maden çıkarılmasına karşılık Moskova'dan aldıkları sübvansiyonları göremeyecekleri gibi, hızla büyüyen nüfuslarını beslemek için Moskova'nın mali yardımını da alamayacaklar. Yüzbinlerce teknolojik eğitime sahip Rus'un bölgeyi terk edip, Orta Asya liderlerini işsiz ve eğitimsiz milyonlarca gencin çözüm bekleyen sorunları ile baş basa bırakması, sorunu daha da güçleştiriyor.1

Ayrıca, elli yıldır uygulanan Sovyet ekonomik planı Orta Asya'da had safhaya ulaşan su kıtlığına ve genel ekolojik dengenin bozulmasına neden oldu. Çevre yoğun kirliliğe maruz kaldı (özellikle nükleer denemeler, artıklar, kimyevi gübreler, buharlaşan Aral Gölü'nden çevreye dağılan tuz). Halkın büyük kesimi çevreden kaynaklanan sağlık problemleri ile uğraşıyor.2 Dışarıdan yapılan mali ve teknolojik yardımlar bu problemleri bir derece azaltmakla beraber dışarıdan gelecek uluslararası destek bölgenin ortalama hayat standardındaki bozulmayı önlemeye yetmeyecektir.

Orta Asya cumhuriyetlerinde maruz kalman iktisadi güçlükler siyaset sahasına siyasi problemler olarak aksetmiştir. Eskiden sorumlulukları beraber paylaştıkları Moskovalı bürokratlar artık siyaset sahnesinden çekilince, Orta Asyalı liderler kızgın kamuoyunun odağı oldular. Sonuç itibariyle cumhuriyetlerin liderliklerinde büyük siyasi değişiklikler meydana gelmektedir. Bu değişikliklerin doğasını anlayabilmek Orta Asya'nın dünya siyasetinde gelecekteki rolünü belirleyebilmek için elzemdir.

Darbenin Sonuçları

Başarısızlıkla sonuçlanan Ağustos 1991 darbesinden önce Orta Asya cumhuriyetlerindeki bölgesel ve yerel idari Sovyetleri (meclisler) yerel Komünist Partisi'nin yönettiği siyasi hiyerarşiyi yansıtmaktaydı. Cumhuriyetlerin devlet başkanları yerel Komünist Partisi Genel Sekreteri olarak hizmet ediyordu. Bu işleyişin tek istisnası, cumhuriyeti yöneten elit tabaka içinde gerçekleştirilen bir devrim sonucu iktidara gelen Kırgızistan Başkanı Askar Akayev'dir.

Ağustos darbesi Orta Asya'da, bazı cumhuriyetlerin liderlerinin daha önceden planlanan darbe hakkında bilgilendirilmiş olmaları muhtemel olmakla3 birlikte, genelde bir şok yarattı. Orta Asyalı liderler darbeyi sessizce izlediler ve vatandaşlarına kurallara uymalarını tavsiye ettiler.4 Yalnızca Kırgızistan lideri Akayev, Yüksek Sovyet Başkan Yardımcısı Gennadi Yanayev ve ortaklarının gerçekleştirdiği darbenin yasa dışı olduğunu ilan etti ve iktidarın Kırgızistan Komünist Partisi'nce gasbedilmesini önlemek için yerel içişleri Bakanlığı'nı harekete geçirdi.5

Başarısız darbe bölgede dramatik sonuçlar doğurdu. Sovyetler Birliği Komünist Partisi'nin feshedilmesi aynı zamanda Orta Asya liderlerinin Komünist partilerini dağıtmaları ve bu liderlerin siyasi güvenilirliklerinin sorgulanması anlamına gelmekte idi. Tacikistan'ın Cumhurbaşkanı ve Birinci Sekreter Hakar Makamov, bu yolu seçmemiş bir lider olarak darbenin ardından muhalif halk tarafından görevden uzaklaştırılmıştı.

Orta Asya liderleri Komünist Parti'nin mal varlığını başında oldukları hükümetlere devrettiler. Maddi yetersizlikler, gelişmiş ideolojik program eksikliği ile birleşince Komünist Parti'nin halefi partiler kamuoyunun ilgisizliğinden ötürü yıkılmaya başladı. Buna örnek olarak darbe sonrası halef partilerden Özbekistan'ın Ulusal Demokratik Partisi ve Kazakistan'ın Sosyalist Partisi'ni verebiliriz. Bu tür partiler yakın gelecekte yer altına bile inebilirler.6

8 Aralık 1991 tarihli Minsk Antlaşması ile biraraya gelen Rusya, Beyaz Rusya ve Ukrayna'nın kurduğu Bağımsız Devletler Topluluğu, Orta Asya cumhuriyetlerinin, birliği koruma ümitlerini yok etti ve doğrusu bu cumhuriyetleri birer siyasi yetim olarak bıraktı. Orta Asya liderleri gerçek bir alternatif göremediklerinden Ötürü 21 Aralık 199Vde Topluluğa dahil oldular. Bu nedenle tam bağımsızlıklarını sağlayabilecekleri bir geçiş aşamasına girdiler.

1991'in son yansında eski SSCB'de yer alan bu olaylar daha karmaşık bir iktidar savaşı olarak Orta Asya cumhuriyetlerinin her birinde yaşandı. Bölgede iktidar, kavgası artık üç temel grup arasında sürüyor. Eski Orta Asya'nın temsilcileri "partiokrasi" -birçok yerde rakip gruplara bölünmüş durumda- kontrolü elinde tutma mücadelesi veriyor. Partiokrasi, entelektüellerin hakim olduğu ve yeni demokratik gruplar olarak adlandırılan grupların meydan okumalarına muhatap oluyor. Yeni demokratik grupların içinde yer alan entellektüeller eski siyasi düzende genel olarak yüzeysel bir role sahiptiler. Partiokrasi aynı zamanda resmi kurumların dışında eğitim gören köktenci din adamlarından meydana gelen İslami grupların muhalefetine de cevap vermek zorunda.

Partiokrasi

Bugüne kadar partiokrasinin en güçlü olduğu yer Orta Asya'dır. Çünkü partiokrasi bölgenin ekonomik ve siyasi kurumlarını hala kontrol ediyor. Bununla birlikte Orta Asya liderleri bu konumu sürdürebilmek için gittikçe kötüleşen ekonomik koşullar altında kendi siyasi meşruiyyetlerinin temellerini oluşturmak zorundalar. Bu koşullar siyasi muhaliflerin lehinedir, çünkü muhalefet kötü durumu yargılarken, tek sorumlunun iktidarın mevcut politikaları olduğunu ileri sürecektir. Muhalefetin elinde alternatif çözümler olup olmadığı ise gündeme gelmeyecektir.

Partiokrasi ve Milliyetçilik: Özbek parti ideologu Hatam Abdurrahimov'un kısaca belirttiği gibi, partiokratların tek şansı dini ve milliyetçi temaların bir karmasını yaparak "milliyetçilik kartını oynamak" ve böylece popüler bir imaj kazanmaktır.7 Orta Asya'daki milliyetçilik eski Sovyetler Birliği'ndeki diğer bölgeler ile karşılaştırıldığında daha değişken bir kavramdır. Stalin Sovyet Orta Asya haritasını çizerken sadece doğal bölgeleri göz Önüne almıyordu, asıl niyeti bölgesel bütünlük beklentilerini azaltmaktı. Beş ayrı cumhuriyet kuruldu, etnik topluluklar farklı birer ulusmuş gibi yetiştirilmek üzere ulusal birimler yaratıldı. Ayrıca sınırlar, her cumhuriyette geniş hoşnutsuz topluluklar bulunacak şekilde çizildi.

Bu nedenle toprak tartışmaları kaçınılmazdır. Potansiyel olarak en önemli anlaşmazlık Özbekler ve Tacikler arasındadır. Orta Asya'da Farsça konuşan iki büyük şehir Semerkand ve Buhara Özbekistan'dadır. Duşanbe Tacikler'in başkentidir. Özbekler Kırgızistan'ın Oş şehri ile Tacikistan'ın Hocend (eski adı Leninabad'dır) şehrinin bir bölümünü de içine alan bütün Fergana Vadisi'nin kendilerine ait olduğu iddiasını her zaman ileri sürmüşlerdir. Özbekler ayrıca Güney Kazakistan ve Doğu Türkmenistan (devrim öncesi Türkistan bölgesi) bölgelerinin kendilerine ait olduğunu da ileri sürmektedirler. Kırgızistan ve Tacikistan cumhuriyetleri sınırlarının neresi olabileceği hususunda hem fikir olmadıkları gibi mevcut durumdan hoşnut da değiller. 1989 sonbaharında bu anlaşmazlık yüzünden kısa bir çatışma oldu. En azından şu an için mevcut sınırlar bütün Orta Asya liderlerince istemeye istemeye kabul edilmiştir.

Orta Asya liderlerinin karşılaştıkları en önemli bir sorun milliyetçiliğin belirleyiciliğidir, iktidara sosyalist enternasyonalizm sloganıyla gelen bir lider şimdi milliyetçi olmak zorunda. Orta Asya liderleri bir kaç yıl önce ideolojik sapma olarak lanetledikleri tavırları benimsemek zorundalar. Bununla birlikte Orta Asya'daki partiokrasi, ülkenin diğer kısımlarındaki eski parti görevlilerince paylaşılmayan bir avantaja sahip; Orta Asya'daki eski parti eliti, geleneksel toplumun kabilesel ve bölgesel bölümlerini yansıtır. Aile ve bölge bağlan başlıca patronaj sisteminin temelleri olarak hizmet eder.

Kazakistan: Kazakistan Komünist Partisi, Rusya'nın Güney Kazakistan'ı (bu bölgede geleneksel toplum Rus ve Sovyet yönetiminden en az etkilenmişti) işgalinden önce bölgeyi yöneten Büyük Aşiret'in torunlarının hakimiyeti altındadır. Fakat aynı zamanda Kazakistan'da Küçük Aşiret'e (Batı Kazakistan) tekabül eden elit parti grupları ve Orta Aşiret alanları (Kuzey Kazakistan) da mevut. Yerel Ruslar parti içi hiyerarşide yükselebilme imkanına sahipti, ancak bunun için genellikle halkın hamisi konumundaki yerleşik bir Kazak, grup ile ittifak kurmaları gerekiyordu. Bugün bile Kazakistan Devlet Başkanı Nursultan Nazarbayev rejimi büyük bir denge ile işlemektedir. Nazarbayev Büyük Aşiret'e mensuptur, yeni yardımcısı Erik Asanbaev Orta Aşiret'dendir ve Rus asıllı Başbakanı ise Çimkent'ten olup Kazakçayı çok iyi konuşmaktadır.

Kırgızistan: Kırgızistan'da üç büyük siyasi grup bulunmakta: Narin (uzun süre cumhuriyetin liderliğini sürdüren Turdakun Usubaliyev'in doğum yeri ve bugünkü Devlet Başkanı Askar Akayev'in taraftarlarının bulunduğu bölge), Talaş (azledilen Komünist Parti lideri Absamat Masaliyev'in bölgesi) ve Oş'taki Kırgızlar (hamilik ağı Özbekistan parti örgütü ile iç içe girmiştir).

Tacikistan: Tacikistan'da önemli iki grup var. Bunlar Hocent grubu ve daha az güce sahip olan Kurgan -Tube- Kulyab grubudur. Hocent grubunun hakim olduğu bölge Özbekistan ve Fergana Vadisi'ne bitişiktir. Kurgan-Tube-Kulyab grubu ise, Afganistan sının boyunca uzanır ve genellikle iktidardan uzak tutulmuştur. Hocent grubu Orta Asya'nın pamuğa dayalı ekonomisine daha fazla entegre olmuştur.

Türkmenistan: Yomutlar ve Tekke olmak üzere Türkmenler iki büyük kabilevi gruba bölünmüştür. Rakip grupların parti liderleri kendi içlerinde belirlenmektedir. Özbekistan'daki Buhara ve Harezm'in vaha kasabaları ile olan ulusal bağından ötürü Tekke hakim grup olmuştur. Bununla birlikte Devlet Başkam Sefermurad Niyazov tüm idareyi tamamen kontrolü altında tutmaktadır ve muhalefetin varlığının en ufak bir belirtisini dahi yok ettiği söylenmektedir.

Özbekistan: Özbekistan'ın durumu biraz daha karmaşıktır. Ayrı siyasi gruplar Fergana Vadisi, Semerkand ve cumhuriyetin doğu ve batı bölümlerinde bulunan anahtar merkezleri temsil etmektedirler Bölgesel parti hiyerarşileri nisbeten daha sağlam ve otonomdur. Bu hiyerarşi, Brejnev dönemi parti lideri Şerif Raşidov'un 1983'teki ölümünden itibaren sağlamlığını yitirdi. Siyasi koalisyonların geleceğini etkileyen temel faktör Fergana Vadisi'ndeki pamuk çıkarlarıdır.

Partiokraai ve Siyasi İttifaklar: Bölgesel ve klan ağlarındaki bağlılık kısa vadede siyasi dengeyi artırabileceği gibi uzun vadede dengeyi garanti altına almak için gerekli olan ulusal siyasi konsensusa bir temel olarak da hizmet edebilir. Bu nedenle Orta Asya liderleri yeni bir ulusal uyanış sürecini başlatma ve yeniden Orta Asya'nın tarihini keşfetme ve tanımlamaya yönelmişlerdir. Liderler bu yeni sürecin, kamuoyunda onların iktidarı hak etmediklerine hükmedecek bir değerler sistemi ile sonuçlanmayacağını ümit etmektedirler. Bu sonucu önlemek için laik entellektüeller ve dini liderlerle kısa süreli olsa da ittifaklar kurmaya çalışıyorlar.

Örneğin Özbekistan Devlet Başkanı İslam Kerimov, 1989'da Özbekistan'ın resmi dini lideri Muhammed Sadi Muhammed Yusuf ile siyasi bir ittifak kurdu. Temmuz 1991'de bu ittifakın siyasi yararları azaldı, çünkü Kerimov, Yusuf un kişisel ve siyasi yolsuzluklarını ortaya koyan dini liderlerin taleplerini geri çevirerek, Yusuf'u görevde tutmak için müdahalede bulundu.8 Ocak 1992'de Yusuf'u görevden uzaklaştırmak için bir başka girişim yapıldı.9 O şu anda Taşkent müslümanlarınca dışlanmıştır.

Aynı şekilde Tacikistan'ın popüler film yapımcısı Devlet Hudanazarov, cumhuriyetin görevden alınmış parti başkanı Rahman Nabiyev ile ittifak kurdu. Sonunda Hudanazarov Nabiyev'e devlet başkanlığı seçiminde rakip oldu ve ikiye bir oranı İle kaybettiği Kasım 1991 seçimlerinde Nabiyev taraftarlarının seçime hile kattığını iddia etti.10

Partiokratların bölgedeki en yetenekli siyasi aktörler olduğu su götürmez bir gerçek olmakla beraber sistemin bekası için gerekli olan transformasyon partiokratların yeteneklerini aşabilir. Bununla birlikte Orta Asya'nın siyasi liderleri daima başarılı birer kapıcı oldular. Muhalefetin halkın desteğini cezbetmesine rağmen karşılaştığı en büyük handikap hemen hemen hiç bir siyasi ve idari deneyime sahip olmamalarıdır.

Muhalefet

Artık Komünist Parti, Orta Asya cumhuriyetlerinde bulunan içi çekişmeleri, elitler arası mücadelelerin yaşandığı bir mekanizma olarak devam ettirmeyi terkederek elit fraksiyonları daha önce dışlanmış bireyler ve sosyal grupların desteğini kazanmaya çalışmaktadır. Görevden alınmış liderler ve onların himayesindeki kesim demokrasiye geçiş aşamasında fırsatları eski siyasi formlarını kazanmak için iyi bir şekilde kullanmaktalar. Bundan da öte Gorboçov'un siyasi reformları ile önceleri dışlanmış siyasi gruplar sadece siyasette yer almak değil iktidarı da yakalamak hususunda ümitlendirilmiş oldular.

Kırgızistan: 1990 Sonbaharında Kırgızistan'da gerçekleşen ipek Devrimi (Çekoslovakya'deki Kadife Devrim'e bir atıftır) bölgede gelişen mücadele türlerine bir modeldir. Yeni grupların -bu bağlamda geniş çaplı reformları önerenler var- siyasi arenaya girmeleri için kısmen müsaade edildi. Böylece partiokrasinin bir bölümü diğer bir kısmını dışlayabilecekti.

Haziran-Temmuz 1990 tarihinde Oş şehrindeki kargaşada Kırgızlar'ın, şehrin Özbekler'e ait mıntıkasında yerleşmeye kalkışmasıyla ortaya çıkan kavga ilk kıvılcım idi. Yerleşik Kırgız ve Özbekler arasında çıkan çatışma yüzlerce kişinin ölümüne yol açtı. Bu durum Kırgızistan Komünist Partisi Birinci Sekreteri Absamat Masalyev karşıtları için tüm muhaliflerin üzerinde birleştirebileceği bir fırsat oldu. Siyasal muhalefet Turdakun Usubaliyev'in Narin merkezli Komünist Parti siyasi örgütü tarafından yapılmaktadır. Talaşlı olan Masaliev 1985'de Usubalyev tarafından görevden uzaklaştırılmıştı.

1990 Baharında yeni cumhuriyetin Yüksek Sovyet seçimlerinden sonra Narin grubu -hepsi hala Komünist Parti Üyeleri- meclis içinde kendi aralarında demokratik bir blok oluşturdular. Bu grup komünist olmayan Kırgızistan Demokratik Hareketi'nin siyasi haklarını savunarak, Komünist Parti'nin iktidar üzerindeki tekelini kırmayı amaçlayan entellektüelleri ve ılımlı müslümanları gevşek de olsa biraraya getirerek demokratlar olarak itimat kazandı.

Yüksek Sovyet içinde Narin grubu ve Kırgızistan Demokratik Hareketi birlikte hareket ederek Masalyev'in devlet başkanı olmasına engel oldular ve Bilim Akademisi'nin başkanlığını yapan Askar Akayev'i 28 Ekim 1990'da ilk Devlet Başkanı olarak seçtiler (iki gün sonra Kırgız Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti adı, Kırgızistan olarak değiştirildi).11 Masalyev Komünist Parti Birinci Sekreterliği ve yürütmenin başındaki yerini muhafaza etti. Akayev basına tanıdığı serbestiyet sayesinde kazandığı yüksek itibarla Kırgızistan Demokratik Hareketi'nin kamuoyu üzerindeki rolünü sınırlamayı başardı. Bununla birlikte grup, yeni kazanılmış haklan 1991 Sonbaharında yapılan devlet başkanlığı seçimlerine tek başına katılan Akayev'i acımasızca eleştirmek için kullandı.12

Tacikistan: Tacik demokratik grupları Kırgızistan'daki benzer gruplar kadar siyasi özgürlük kazanmamış olmakla beraber, Tacikistan'da görülen model hemen hemen Kırgızistan ile aynıdır. 1985 yılında Tacikistan Komünist Partisi Birinci Sekreteri Rahman Nabiyev görevden alındığında Hocent grubuna mensup partililer, ciddi bir siyasi bozguna uğradılar. Nabiyev'in yerine gelen Hakar Mahkamov da Nabiyev gibi Hocent'ten olup bürokratik mekanizmadan gelmekteydi.

Nabiyev bir kaç yılı kuvvetlerini biraraya toplamakla geçirdi, 1990'da halk tarafından seçilen Yüksek Sovyet'e milletvekili olarak girdi, ancak mecliste Devlet Başkanlığı seçimini kaybetti. Bundan sonra kendisini, tamamıyla, cumhuriyetin muhalif kanadının saldırılarını organizeye adadı.

Tacikistan'da gayri resmi veya partileşmemiş olarak tabir edilebilecek üç büyük muhalif grup bulunmaktadır: Bunlar; laik Demokratik Hareket, Rönesans [Rastakez] isimli ılımlı bir müslüman grup ve radikal bir İslami hareket olan İslami Rönesans'tır. Demokratik Hareket Tacikler yanında Rus üyelere de sahiptiler ve bir çok aydını -Devlet Hudanazarov gibi bir çok kişi hem parti üyesidirler ve hem de kendilerini Tacik milliyetçileri olarak görürler- içerir. Rastakez ve İslami Rönesans hareketlerinin üyeleri münhasıran Tacik'tir. Rastakez 1990'ın Şubat ayında Duşanbe'de üyelerinin Makamayev'in istifasını sağlamaya çalıştıkları ancak başarılı olamadıkları gösteriler sonunda ön plana çıkmıştı. Hareketin liderleri hükümetin zulmüne maruz kaldı, İslami Rönesans ise daha da tehditkar kabul edilmektedir, çünkü başlıca fikri ve mali desteğini Afganistan'ın fundamentalist müslümanlarından temin etmektedir. İslami Rönesans'ın faaliyetleri Ekim 1991'e kadar legal olarak teyit edilmemiştir.13

Sovyet darbe teşebbüsünden önce, Tacikistan liderleri doğrudan devlet başkanlığı seçimlerinin yapılması hazırlığındaydılar. Nabiyev popülist bir söylem geliştirmişti, Mahkamov'un kontrolündeki parti örgütünü yıkmayı ve Tacikistan'ın gayri resmi üç geniş siyasi grubu ile iktidarı paylaşmayı vaat ediyordu. Ağustos darbesi bu stratejiyi yıktı. Fakat darbeciler Moskova'dan dışlandıklarında, Tacikistan'ın muhalif grupları yeniden yollara döküldü. Muhalefet, Mahkamov'u siyasi reform sürecine düşman olmakla suçluyor ve görevden ayrılmasını talep ediyordu. 7 Eylül’de Tacikistan Yüksek Sovyet'i Makamov'un istifasını kabul etti ve yerine Sovyet Başkanı Kadriddin Aslanov'u Vekil Başkan olarak atadı.14

Mahkamov'un ihracı ile birlikte Tacikistan'daki demokratik reformcular için Nabiyev artık gereksiz bir şahsiyet idi. Çünkü reformcular gösterilerine devam ederek Komünist Parti'yi siyasi hayattan tamamen silmeyi amaçlamışlardı.15 Sonunda 22 Eylül'de Aslanov göstericilerin taleplerini kabul etti. Göstericiler Duşanbe'nin merkezi sayılan alandaki Lenin heykelini dinamitle parçalayarak karan damgaladılar. Cumhuriyetin önde gelen dini şahsiyetleri, gelişmeleri Kur'an okuyarak kutluyorlardı.16

Tacikistan'ın hakim patrioktlarının baskısına bir cevap olarak yürütme ertesi gün kendiliğinden tersine döndü. Vekaleten başkanlığı yürüten Aslanov görevden alındı ve yerine Rahman Nabiyev geçti. Nabiyev'in derhal sıkıyönetim ilan etmesine rağmen küçük protesto gösterileri devam etti ve sonunda önde gelen altı dini liderin gösterilere katılmasıyla gösteriler kitle protestolarına dönüştü. 8 Ekim'de Rahman Nabiyev 24 Kasım'da seçimlerin yapılacağını ve bu tarihe kadar devlet başkanlığını sürdüreceğini açıkladı. Tacikistan'ın gayri resmi liderlerince desteklenen Hudanazarov Nabiyev'e karşı ortak muhalefetin sözcüsü olarak ortaya çıktı. Dini liderler kendi adaylarını seçime sokmayacaklardı, çünkü Duşanbe'nin en büyük dini lideri (Kadı) Hacı Ekber Turadhanzade'nin açıklamasına göre amaçları İslami bir devlet kurmak değil, partiokrasiyi yok etmekti.17 Seçimler yapıldığında Nabiyev oyların yüzde 58.2'sini aldı.18

Nabiyev'in seçilmesinden sonra oluşan ılımlı siyasi ortam sürprizlere açık. Dini liderler halkı, özellikle cumhuriyetin nüfusunun yansından fazlasını teşkil eden genç nüfusu harekete geçirebilecek yetkinliğe sahip. Böylesine bir gelişme Nabiyev'in en azından dini liderlerle seçim öncesi bir anlaşma yaptığı izlenimini vermektedir. Diğer bir açıklama şöyle: Bir çok Tacik tarafından bir sembol olarak görülmesine rağmen, Tacikistan'ın büyük ekonomik veya sosyal gruplarını temsil etmemesinden ötürü Hudanazarov çok fazla siyasi önemi olmayan bir şahsiyettir. Bununla birlikte Hudanazarov'un yenilgisinden dini muhalefetin popülaritesi pek etkilenmedi, muhalefet dini ve kültürel amaçların Nabiyev'in siyasi programına alınması için baskı yapmaya devam ediyor.

Özbekistan: Özbekistan'daki durum Tacikistan'a nispetle daha da karmaşıktır. Şerif Raşidov 1983'te ölünce Özbekistan'ın ruhani merkezi Pergana Vadisi'nde yer alan "pamuk mafya"sı zor anlar yaşadı. Bölgenin parti örgütü içinde ortaya çıkan iktidar boşluğu, radikal İslami grupların politize olmalarına ve gelişmelerine yol açtı.19 1991 yılında bu radikal gruplar, Taşkent'teki genç kesim üzerinde kayda değer bir etkinlik kurdu. Taşkent'te bulunan partili olmayan ılımlı siyasilerin etrafında kümelendiği Birlik Hareketi'nin popülaritesi her geçen gün azalıyordu.

Birlik, kendini İslami bir demokratik hareket olarak tanımlamaktadır. Amacı Özbekistan'da İslami kültür ve değerlere saygı duyan çoğulcu bir hükümet kurmaktır. Ancak Özbekistan Devlet Başkanı İslam Kerimov, hareketi cumhuriyet içinde yer alan legal bir örgüt olarak tescil etmeyi reddetti. Bu nedenle hareket engellerle karşılaştı. Yasak Ekim 1991'de kaldırıldı, ancak Birlik hala siyasi parti olarak tescil edilmedi ve lideri Devlet Başkanlığı seçimlerine katılamıyor.

Devlet Başkanı İslam Kerimov'a karşı en ciddi muhalefet partiokrasi içinden gelmektedir. Muhalefet eski Başbakan, Devlet Başkanı Yardımcısı ve Devlet Sekreteri Şahrullah Mirsaidov tarafından yürüdüktedir. Komünist Parti'nin dağılmasından sonra bu iki kişi arasındaki çekişme kızıştı. Ekim 1991'de Mirsaidov, Kerimov'un uzaklaştırılması hususunda Yüksek Sovyet'i ikna etmeye çalıştı, ancak bu çabası başarısızlıkla sonuçlandı.

1991 Aralığındaki Devlet Başkanlığı seçimlerinde Mirsaidov, Kerimov'a karşı çıkmadı. Kerimov'un tek rakibi genç bir şair ve aynı zamanda parlamentoda küçük bir muhalif blok olan Erk (Bağımsızlık)ın başkanı olan Muhammed Salih idi. Kerimov bu seçimde %86 oranında oy aldı, ancak hala yoğun muhalefetle karşı karşıya.20

Kazakistan: Kazakistan'da 1 Aralık 1991 tarihinde yapılan seçimlerde hiç bir politikacı Nursultan Nazarbayev'e rakip olarak çıkmadı. Çünkü Nazarbayev kamuoyunda çok yüksek şahsi popülariteye sahip. Sonuç olarak %98.8 gibi muazzam bir zafer kazandı.21 Zheltoksan (Aralık) Partisi (bu adı uzun yıllar cumhuriyetin liderliğini yapan Dinmuhammed Kunayev'in yerine, cumhuriyet dışından bîr Rus getirildiği zaman Aralık 1986"da çıkan kargaşadan esinlenerek konulmuştur) lideri Hasan Kozhakmetov seçilebilmek için uğraştı, ancak yüz bin oy gerekiyorken ancak 38.000 oy alabildi.22

Nazarbayev'in popülaritesi Kazakistan'daki siyasi konsensüs için önemli bir temel sağlamakla birlikte cumhuriyette potansiyel olarak bölünmeye hazır etnik bir yapı mevcut. Kazaklar eski SSCB'de ülkeye lakabını verip de azınlıkta olan tek ulus. Kazaklar'ın sayısı Ruslarınkini az da olsa geçiyor (%38'e %36) ancak ana dili Rusça olanların toplamı nüfusun %60'ını buluyor.23

SSCB döneminde Rus çoğunluğun varlığı büyük bir problem teşkil etmiyordu. Halkının ezici bir üstünlükle Rus olduğu Kuzey Kazakistan'daki, endüstri ve metalürji işletmeleri doğrudan SSCB bakanlıklarının denetimi altındaydı. Şimdi SSCB'nin dağılması İle beraber cumhuriyetin tüm nüfusu ve ekonomisi münhasıran Kazakistan hükümetinin denetimi altında. Hükümette ise Kazakların ezici bir üstünlüğü sozkonusu. Böyle bir durum muhtemelen Kuzey Kazakistan'daki Ruslar arasında ayrılıkçı bir hareketin büyümesine yol açacaktır. Şu an için en azından Rusya hükümeti Rusya ve Kazakistan arasında sınırı kesin şekilde koruyacağını belirtiyor, ancak Rusya Devlet Başkanı'nın maiyetini kışkırtması, Yeltsİn'i Kazakistan'daki Rus ayrılıkçıları desteklemeye yöneltiyor.24

Bu potansiyel belirsizliği ortadan kaldırmak amacıyla Nazarbayev, Kazakistan'ın Rus vatandaşlarının siyasi sadakatini garanti altına almak için çözüm yolları arıyor. Örneğin cumhuriyette Ruslar lehine özelleştirme planlan yapıyor. Şehirlerde özel mülkiyete müsaade ederken (şehirlerde ikamet edenlerin büyük çoğunluğu Rus'tur), kırsal kesimde zirai toprakların bu uygulamadan hariç tutulması bu çabalara bir örnek. Ayrıca Kazakistan'ın eski Komünist Partisi'nin mal varlığının mirası üzerine kurulan Sosyalist Parti'nin liderliği Ruslar veya Ruslaştırılmış Kazaklar tarafından yürütülmektedir.25 Bu gelişmeleri dengelemek amacıyla Nazarbayev, Kazakistan Popüler Birlik Partisi'nin kurulmasını destekledi. Partinin önderliğini ünlü şairler Olzas Süleymanov ve Muhtar Şahanov yapmaktadır.26 Her iki şahsiyet de eski SSCB Yüksek Sovyeti'nde milletvekili idi ve Kazaklar arasında çok popülerdirler. 1960 ve 1970lerin büyük Kazak şairi Süleymanov, 1980'lerin sonlarında 'Nevada Semipalatinsk Anti-Nükleer Hareketi'ni örgütlediğinde çok önemli siyasi bir şahsiyet olarak belirdi. Şahanov Aralık 1986'da Alma Ata'da meydana gelen şiddet olaylarının araştırılması için resmi bir komisyon kurulmasına büyük çaba harcadı ve komisyonun başı olarak yaptığı çalışmalar sonucunda "milliyetçi aşırılık" yapmakla suçlanan Kazaklar'ın temize çıkmalarını sağladı.

Öyle görünüyor ki, Nazarbayev iktidar çevresindeki aydınların hakim olduğu Birlik partisinin yardımıyla, resmen tanımış Kazak milliyetçisi Azak (Özgürlük) partisinin ve amacı tüm Türkistan'da tek bir İslam devleti kurmak olan27 gayri resmi İslami parti Alaş (efsanevi Kazak atasının adından mülhem)'in artan cazibesini silmeye çalışmaktadır. Ne Azat, ne de Birlik Partisi Kazakistan'ın siyasi hayatında aktif bir rol oynayacak gibi gözükmüyor. Bu gözlem potansiyel olarak sınırlı talebiyle kendisini dar alana hapseden Alaş için de geçerli. Bununla birlikte etnik bölünmelere dayalı siyasi parti kurma teşebbüsleri özellikle güç ekonomik koşullar altında daha da tehlikeli olabilir.

Türkmenistan: Türkmenistan bölgenin en dengeli cumhuriyeti. Devlet Başkanı Sefermurad Niyazov, cumhuriyetteki potansiyel siyasi muhalefeti başarıyla idare ediyor. Eski komünist partideki muhalif grup çok uzun zamandır gücünü kaybetmiş durumda ve Niyazov'a tehdit oluşturabilecek bir halleri yok. Öte yandan ülkenin kırsal kesiminde İslam güçlü bir unsur. Türkmenistan'ın dini kurumlan nisbeten birleşik bir yapı arzediyor ve hükümetle uyum içinde çalışmaya hazırlar. Buna ek olarak Türkmenler arasında gittikçe büyüyen İslam etkinliğine karşı oldukça hassas. İslamı etkinlik kendiliğinden ve İran'ın radyo yayınlarının bölgede dinlenmesi neticesinde oluştu. Niyazov da İslam'a sarıldı, Türkmen halkının sosyal adetlerinin kontrolü ve yerleştirilmesi hususunda dini şahsiyetlerin belirleyici rol almalarına karar verdi.

Birlikle Gelen Güç

Mevcut çekişmeler ve çeşitli cumhuriyetler arasındaki köklü rekabetler, Orta Asya liderlerinin birleşik tek Orta Asya devleti rüyası görmelerine engel olmaktadır. Ancak her birinin de kabul ettiği nokta eğer böyle bir şey mümkünse uyum içinde çalışabilecekleri, özellikle de her biri için ortak olan sorunların çözümü için.

Orta Asya'da gevşek bir bölgesel konsey kurma niyeti, 1990 Haziranı’nda Özbekistan lideri Kerimov ve Kazakistan lideri Nazarbayev Öncülüğünde somutlaştırıldı. Bölgesel konsey önemli bir ilk adımdır, çünkü bu konseyin devamı mevcut cumhuriyet sınırlarını meşrulaştıracağı gibi Orta Asya liderleri arasındaki çekişmeler de bir işbirliğinin tercih edildiğini gösterebilir. Bununla birlikte, bugüne kadar bölgenin sorunlarım çözmek üzere konsey etkin mekanizmalar teklif etmedi. Konsey varolduğu ilk yıl boyunca kağıt üzerinde kaldı. 15 Ağustos 1991'de bölge liderleri yıllık ikinci toplantılarım gerçekleştirmek üzere Taşkent'te toplandıklarında konseyin fonksiyonlarını artırma planlarını ilan ettiler. Aynı zamanda Azerbaycan'ın katılması ile birlikte üyelik genişledi. Bu karar organizasyonun sağlamlaşması için büyük bir araç konumundadır. Genelde Azerbaycan liderleri ve özelde Başbakan Hasan Hasanov konseye getirdikleri teklifte İran ve Türkiye'yi de içeren güçlü bir Hazar Denizi bölgesel ağının geliştirilmesinin gerekliliğini konsey üyelerine empoze ettiler. Hasanov güçlü bölgesel bir ağın, Türkiye ve Iran gibi ekonomik açıdan güçlü iki ülkenin bölgede ilişkilerini düzenlemede yardımcı olabileceğini ve yeni bağımsızlıklarını kazanmış cumhuriyetleri bu güçlü ülkelerin tahakkümünden koruyabileceğini savunmaktadır.28

Orta Asya devletlerinin ihtiyaç duydukları ekonomik yardımı almaları ve bununla birlikte siyasi bağımsızlıklarını korumaları pek kolay değil. SSCB'nin siyasi merkezinin çöküşü Orta Asya'yı jeopolitik konumundan ötürü yeni potansiyel finans ve teknoloji kaynakları aramaya zorladı. Aynı şekilde Orta Asya'nın komşuları Moskova'nın bölgeden çekilmesi ile birlikte jeopolitik yayılmalarını sağlayacak yeni fırsatlar elde ettiler.

Bölgesel Komşular

Türkiye: Türkiye Batıcı, müslüman, demokratik karakteri ve genişleyen piyasa ekonomisinden ötürü özellikle Azerbaycan ve dört Türki cumhuriyet için doğal bir model olarak gözüküyor. (Türkiye'nin muhtemelen en az etkiye sahip olduğu ülke Tacikistan. Çünkü Tacikistan'da halk Farsça konuşuyor). Aslında Türkiye Orta Asya'da kendisini pazarlama konusunda oldukça saldırgan davrandı, 1989'dan beri Kafkaslar ve Orta Asya cumhuriyetleri ile yakın ilişkiler kurmak, Türk dış politikasının ifade edilen amacıydı. 1991 Martında Cumhurbaşkanı Turgut Özal, Azerbaycan ve Kazakistan'a resmi ziyarette bulundu ve 1991 Sonbaharında, eski SSCB'nin Türki cumhuriyetlerinin her birinde devlet başkanlarınca ağırlandı. Bu hedef yeni Demirel hükümeti tarafından da yeniden ifade edildi.29

Cumhuriyet liderleri Türkiye'nin bölgede yer almasını cesaretlendiriyorlar. Nazarbayev'in Ankara'yı ziyareti boyunca Kazakistan ve Türkiye arasında bilimsel ve ekonomik alanlarda işbirliği yapılmasına dair karşılıklı anlaşmalar imzalandı. Niyazov Ankara ve Aşkabad arasında hava ve demiryolu bağlantısının geliştirilmesi için mali destek sözü aldı. Ayrıca Türkmenistan'ın bankacılık sisteminin geliştirilmesine yardım yapılmasına dair bir anlaşma da imzalandı. Özbekistan Devlet Başkanı İslam Kerimov'un danışman takımı 1991 Aralığının ortalarında yaptıkları ziyarette, Türkiye Dışişleri Bakanlığı görevlilerinden yakın zamanda benzer yardımların gerçekleşeceğine dair güvence aldılar.30

İran: İran'ın Azerbaycan ve Türkmenistan ile sınırları, Tacikistan ile de köklü dini ve kültürel bağları var. Son yıllarda İran hükümeti sadece Tacikistan'da değil, tüm Orta Asya'da camilerin, medreselerin açılmasına mali destek sağladı ve dini literatürün temel kaynağı oldu. Şu an İranlı liderler Türkiye'nin bölgedeki etkisini kırmak için daha büyük roller oynamaları gerektiğini beyan diyorlar. İranlı yetkililer Türkiye'yi Orta Asya'daki İslami uyanışı yok etmeye çabalamakla suçluyorlar.31

1991 Kasımında eski SSCB'yi ziyaret eden İran Dışişleri Bakara Ali Ekber Velayeti, zamanının büyük kısmını altı müslüman cumhuriyette geçirdi. Velayeti, her cumhuriyetle İran yardımı hususunda anlaşmalar yaptı. Tacikistan'ı ziyaretinde Duşanbe'de konsolosluk açıldı (şimdi büyükelçilik oldu) ve İran İslam Cumhuriyetinin Ulusal Bankası'nın bir şubesinin burada açılması için protokol düzenlendi. Ayrıca doğrudan hava bağlantısı kurulması, televizyon ve telefon hizmetlerinin sağlanması konularında detaylı planlar hazırlandı.

Velayeti Türkmenistan'da da benzer sözler verdi. Türkmenistan ve Doğu İran'daki Meşhed arasında demiryolu inşasının tamamlanması için teminat verdi. Bu raylı sistem tamamlandığında Batı Çin'deki Urumçi'den Orta Asya'ya, oradan İran ve İstanbul'a kadar uzanacak bir demiryolu ağı kurulmuş olacak.32

Velayeti Özbekistan'da Taşkent'in İran havayolları için bir merkez olabileceği sözünü verdi. Bu Taşkent'in Orta Asya'nın en büyük terminali olması anlamına geliyor. İran ayrıca İslam Konferansı Örgütü'nde yer almak isteyen Orta Asya ülkelerinin üyeliklerini desteklemeyi teklif etti.33

Suudi Arabistan: İran'ın Orta Asya'daki büyüyen varlığı, bölgede zayıf fakat yavaş yavaş gelişen Suudi Arabistan varlığını hızlandırmaktadır. Suudi Arabistan dini eserler yolluyor, cami ve dini okulların yapılması için vakıflar kuruyor. Ayrıca büyük miktardaki Orta Asyalının hacı olması için maddi destekte bulunuyor. Daha da önemlisi Suudi Arabistan hükümeti yeni bir mali sistem kurmak için Orta Asya devletlerine yardım etmeye hazır.34

Dış Çıkarlar

Orta Asya liderleri laik devletler kurma hususunda hemfikirler ve bu nedenle müslüman komşuların çıkarları ile yabancı yatırım yapan gayri müslim ülkeler arasında denge kurmaya çalışıyorlar. Bütün cumhuriyet liderleri kalkınma projelerinde Amerikan firmaları ile bağlantı kurmaya çalıştılar. Bunda başarılı olabilirler mi, belli değil. En kapsamlı proje Chevron'un üstlendiği Kazakistan'daki Tengiz petrol sahasının kalkındırılması çalışması. Bu proje hariç tutulduğunda bölgedeki ekonomik Amerikan varlığı hala çok düşüktür ve görüldüğü kadarıyla da böyle devam edecek.

Batı Avrupa ülkeleri ile müzakere edilen çeşitli projeler de var. Örneğin Fransızların planladığı Kazakistan'ın Aktyubinsk bölgesindeki petrol bölgesinin genişletilmesi projesi. Yine Fransızlar ve İtalyanların Türkmenistan doğal gazını geliştirme ortak projesi bunlardan bazıları. Bununla birlikte genel olarak Avrupa'nın Orta Asya'daki çıkarları oldukça sınırlı.

Yakın gelecekte Orta Asya'nın en büyük yabancı ekonomik ortakları Çin ve daha az ölçüde Güney Kore olacak. Çin, Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan ile ilişkileri olan doğal bir ortak. Çin ve Kazakistan arasında direkt demiryolu hattı açılması ile bu cumhuriyetlerin Çin fabrikaları ve hammaddelerine olan mesafeleri daha da yaklaşacaktır.35 Bu cumhuriyetlerin dış ticaretinde Çin'in payının gittikçe artacağı kesindir.

Güney Kore'nin Orta Asya cumhuriyetleri ile olan ilişkisi gittikçe genişliyor. Kazakistan'daki yüksek teknoloji yatırımlarının en büyük kaynağı Chan Young Bang oldu. Bir Kore asıllı Amerikan vatandaşı olan Bang, Güney Kore'nin büyük endüstri aileleri ile yakın bağlara sahip ve Avrupa Ekonomik Uzmanlar Konseyi'nin Başkan Yardımcısı. Güney Kore Özbekistan'daki iktisadi çıkarlarını artırmayı da planlıyor.

Uluslararası toplulukların bölgede gittikçe artan çıkarları Orta Asya'daki günlük gazetelere de yansıyor. Ancak kamuoyundaki bu dikkat, bölgede çekişen yabancı çıkarların asıl oranının çok altında. Orta Asya'da yeni yatırım yapan hiç bir yabancı yatırımcı büyük miktarda sermayesini, dengesiz siyasi ortamlarda maceraya atarak riske sokmaya pek hevesli değil. Orta Asya'ya hükmedenler öncelikle, yönetme kapasitelerini göstermeli ve cumhuriyetlerini yaşayabilir devletler haline getirmelidirler. Fakat yabancı yatırım olmaksızın bu görevlerin yerine getirilmesi de hemen hemen imkansız.

Amerika ve diğer Batılı liderler doğrudan bölgeye girmek hususunda ihtiyatlı davranıyorlar. Bunda kısmen istikrar arayışı, kısmen de herhangi bir adım atmadan önce durumun doğru bir tahlilinin yapılmasına dair gereklilik rol oynuyor. Ancak Orta Asya liderleri ideolojik eğilimlere dayalı potansiyel yardımcılar arasında seçim yapabilecek kadar lükse sahip değiller. Çaresiz ekonomik durumları onları yardım teklif eden kim olursa olsun kabul etmeye yöneltiyor.

Türkiye ve İran Orta Asya ile en çok ilgilenen iki yabancı ülke. Her ikisi de ulusal çıkarlarının doğrudan genişletilmesi bağlamında bölgede etkileyici rol üstleniyorlar. Türkiye bunu geleneksel jeopolitik terimlerle ifade ederken, İran dini terimleri tercih ediyor.

Orta Asya yöneticileri Türkiye'ye daha yakın, çünkü bütün cumhuriyetlerin başkanları, laik kalkınma modelini savunuyorlar. Orta Asya ve Azerbaycan aynı zamanda Türkiye için önemli bir çıkış. Çünkü böylece Türkiye endüstrisi AT’ın dışında kalışı ile kaybettiği pazarı, yeni Orta Asya pazarı ile tazmin edebilecek. Mamafih, bir dış destek olmaksızın Türkiye, Orta Asya'da İran ile rekabete giriştiğinde avantaj Iran lehine olacaktır. Çünkü Orta Asya'daki alt yapı yatırımlarına İran daha çok yardım yapabilir, daha çok parası var. Ayrıca bölgenin bankacılık sistemini geliştirmek için daha etkin bir şekilde fırsatlar arıyor. Kısa dönemde İran'dan alınan yardımlar Orta Asya'daki İslami muhalefetin gidişatını etkilemeyecektir. Ancak eğer partiokratlar başarısız olursa, Suudi Arabistan'ın yaptığı gibi İran da bölgede açıkça siyasi bir rol oynayabilecektir.

Orta Asya'daki olaylar, ABD'nin güvenlik çıkarlarını doğrudan tehdit etmemektedir. Fakat uzun vadede bu bölgede jeopolitik dengelerdeki bir kayma Güney Asya ve Orta Doğu'daki stratejik denge üzerinde etkili olacaktır.

 

ORTA ASYA CUMHURİYETLERİ

Kazakistan

Tarih: Kazaklar yerleşik Türk kabileleri ile göçebe Moğolların karışımı bir halktır. 1919-1920 yıllarında Kızıl Ordu tarafından milliyetçi güçler yenilgiye uğratılınca Kazakistan işgal edilmiştir. Kazak Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti ISSCJ, 1920 yılında Rusya Sovyet Federal Sosyalist Cumhuriyeti içinde kuruldu ve 1936 yılında Kazakistan, SSCB içinde anayasal bir cumhuriyet oldu.

Alan: 2,717,300 km2.

Başkent: Alma Ata.

Nüfus: 16,464,460: Kazak %40; Rus %38; Alman %6; Ukraynalı % 6; Özbek % 2.

Cumhurbaşkanı: Nursulton Nazarbayev.

Kırgızistan

Tarih: Kırgızlar'ın kökeni Kuzey Moğolistan'daki Yenisey Irmağı yakınlarındaki kabilelere dayanmaktadır. Bolşevikler 1919dan önce bölgedeki muhalif güçleri yenilgiye uğrat­mışlar ve Kırgız SSC 1926 Şubatında kurulmuştur. 1936 Aralığında SSCB içinde anayasal bir cumhuriyet oldu.

Alan: 198,500 km2

Başkent: Bişkek (daha önce Frunzc).

Nüfus: 4,257,755: Kırgız %52; Rus %22; Özbek %13; Ukraynalı %3; Alman %2

Cumhurbaşkanı: Askar Akayev.

Tacikistan

Tarih: Tacikler Farsça konuşan İran kökenli bir halktır. 1920’de Kızıl Ordu Buhara Hanlığı'nı işgal etti ve 1924 Tacik SSC kuruldu. Tacikistan 1929 Aralığında SSCB içinde anayasal bir cumhuriyet oldu. Alan: 143,100 km2.

Başkent: Duşanbe.

Nüfus: 5,092,603: Tacik %62; Özbek %24; Rus %8; Kırgız %1; Ukraynalı %0.8.

Cumhurbaşkanı: Rahman Nabiyev. [Nabiyev, bu makalenin yazıldığı tarihten sonra iktidardan uzaklaştırılmıştır. (Çevirenin Notu)]

Türkmenistan

Tarih: Türkmenler Türki kabileler ile Türk olmayan eski kavimlerin karışımı bir halktır. Kızıl Ordu 1920'de Aşkabad'ı işgal etti ve 1924 Ekiminde Türkmen SSC kuruldu. Türkmenistan'ın SSCB içinde anayasal bir cumhuriyet olduğu tarih 1925 Mayısıdır. Alan: 488,100 km2.

Başkent: Aşkabad.

Nüfus: 3,522,717: Türkmen %72; Özbek %9; Rus %9; Ukraynalı %1.

Cumhurbaşkanı: Sefermurad Niyazov.

Özbekistan

Tarih: Özbekler Moğol imparatorluğu içindeki Türki kabilelerin karışımı bir halktır. Bolşevikler Ekim 1917'de Taşkent'te, daha sonra tüm Türkistan'da Sovyet iktidarını kurmuşlardır. Özbek SSC Ekim 1924'te daha önce Türkistan'a ait toprakların da dahil edilmesiyle kurulmuştur. Mayıs 1925'te ise SSCB içinde anayasal bir cumhuriyet olmuştur.

Alan: 447,400 km2.

Başkent: Taşkent.

Nüfus: 19,810,077: Özbek %71; Rus %8; Kırgız %0.9; Ukraynalı %0.8; Alman %0.2.

Cumhurbaşkanı: İslam Kerimov.

 

Çev.: Haluk Ersoy

Dipnotlar:

1- Literaturnaia gazeta, No. 40, 1991, s. 2; Boris Z. Rumer, Soviet Central Asia: "A Tragic Experiment" (Boston, Mass.: Unwin Hyman, 1989), s. 118-119.

2- Mevcut durumun değerlendirilmesi için bkz.: Gregory Gleason, "Orta Asya'da Suyu Kontrol Mücadelesi: Cumhuriyetçi Egemenlik ve Kollektif Hareket", Radio Free Europc/Radio Liberty (bundan sonra RFE/RL alarak geçecek), Report on the USSR, 21 Haziran 1991, s. 11-14. Aynı zamanda bkz..: Ogonek, No. 23, s. 20-21.

3- Özbekistan Devlet Başkam İslam Kerimov, 19 Eylül 1991'de televizyonda yayınlanan bir basın toplantısında doğrudan ifade etmemekle beraber, böyle bir imada bulundu.

4- Kazakhstanskaia pravda, 19 Ağustos 1991; Pravda vosloka, 20 Ağustos 1991.

5- Slovo Kyrgyztana, 20 Ağustos 1991.

6- Yazarın Taşkent'te yaptığı röportajlar, 13-19 Eylül 1991.

7- Yazarın 13 Eylül 1991'de Hatam Abdurrahimov ile görüşmesi. Abdurrahimov, partinin dağıldığı sırada Taşkent Komünist Partisi'ndeki ideoloji sekreterliği görevinde bulunmaktaydı.

8- SSCB Merkez Televizyonu, 20 Temmuz 1991.

9- Nezavisimaya gazeta, 7 Ocak 1991.

10- Izvestiya, 27 Kasım 1991.

11- Sovetskaia Kirgizia, 29 Ekim 1990.

12- Slovo Kyrgyzstana, 21 Eylül 1991.

13- Vremiya, 5 Ekim 1991.

14- Izvestiya, 9 Eylül 1991.

15- Komsomil'skaia pravda, 4 Ekim 1991.

16- Orta Asya Televizyonu (Özbekistan'ın Üçüncü Programı), 22 Eylül 1991.

17- Komsomol'skaia pravda 4 Ekim 1991.

18- "Komisyon Nabiyev'in Devlet Başkanlığına Seçildiğini Açıkladı", FBIS, Soy, 2 Aralık 1991, Interfas'dan, (Moskova), 29 Kasım 1991.

19- Bkz.: William Fierman, (der.), Soviet Central Asia: The Failed Transformation (Boulder, Colo.: Westview Press, 1991, s. 93-158; ve Sergei P. Poliakov, Religion and Tradilion in Central Asia (Armonk, N.Y.: M.E. Sharpe, 1992).

20- Financial Times, 31 Aralık 1991.

21- Izvestiya, 2 Aralık 1991.

22- "Nazarbayev'in Potansiyel Rakibi", FBIS, Sov, 25 Ekim 1991, Interfaz'dan (Moskova), 24 Ekim 1991.

23- Soyuz, Ağustos 1990, s. 12-13.

24- FBIS, Sov, 30 Ağustos 1991, Moskow Radio Rossil Network'tan, 29 Ağustos 1991.

25- Kazakhstanskaia pravda, 25 Haziran 1991; Kazakhstanskaia pravda, 17 Ağustos 1991.

26- Izvestiya, 8 Ekim 1991.

27- Izvestiya, 2 Kasım 1991.

28- Vyshka, 27 Haziran 1991; ve yazarın Hasan Hasanov ile yaptığı röportaj, 13 Eylül 1991.

29- "Güvenliğin Kafkaslar Politikasının Temeli Olduğu Bildiriliyor", FBIS, Daily Report: Western Europe (bundan sonra, FBIS, WEU olarak geçecek), 14 Kasım 1991 tarihli Milliyetten, (İstanbul); "Cumhuriyetler Arasındaki ilişkiler Artıyor", FBIS, WEU, 6 Aralık 1991, Turkish Daily News'ten alıntı, 27 Kasım 1991.

30- Kazakhstanskaia pravda, 25 Eylül 1991; Izvestiya, 3 Aralık 1991; "Özbek Cumhurbaşkanı Görüşmeler için Geldi, 16 Aralık" FBIS, WEU, 12 Aralık 1991, Anatolia (Ankara)'dan alıntı, 11 Aralık 1991.

31- Izvestiya, 3 Aralık 1991.

32- "İran Dışişleri Bakanı'nın Ziyareti", FBIS, Sov, 4 Aralık 1991, Moscow Radio Rossil Network'tan, 1 Aralık 1991.

33- Izvestiya, 10 Aralık 1991.

34- Izvestiya,Q Aralık 1990.

35- 'Teni Demiryolu Kazakistan'ı Alataw Shankow'a Bağlıyor", FBIS, Sov, 23 Mayıs 1991, TASS'dan, 17 Mayıs 1991.

Kaynak: Dünya ve İslam Dergisi - Sayı: 12 - Güz 1992

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları