Yeryüzü Dergisi

Burhan Kavuncu

Yeryüzü Dergisi İslami dergicilik alanında mücadele veren, düzenin ve toplumun olumsuzluklarına direnen dergilerimizden bir tanesi. Fakat bu direniş rejim tarafından peş peşe verilen para, hapis cezaları ve toplatma kararlarıyla kırılmaya çalışıldı. Şimdilik bu konuda rejim başarılı olmuşa benziyor. Yeryüzü son kez yayınlayacağı veda sayısıyla yayın hayatına son veriyor. İDKAM'da 18 Mart'ta düzenlenen konferansta Yeryüzü Dergisi'nin yazarı, sahibi ve Sorumlu Müdürü Burhan Kavuncu derginin çıkış amacı, misyonu ve ilkeleri çerçevesinde bir konuşma yaptı. Bu konuşmanın bir özetini aşağıda veriyoruz:

Yeryüzü Dergisi'nin neler yaptığını sizler biliyorsunuz. Ben ise ne yapmak istiyordu, hedefleri ne İdi? Ondan bahsetmek istiyorum.

Yeryüzü kendisine 3 temel ilkeyi belirlemişti.

1-Tevhidi bir çizgide yayın sürdürecek,

2-Politik tavrımız istikbara ve egemen güçlere karşı belirlenecekti. Bu da dünyada "Büyük Şeytan ABD"ye Türkiye'de ise TC rejimine karşı olmayı ifade ediyordu. Bunun arka planını muhalif politik gruplara aktif tavır almama şeklinde belirlemiştik.

3-Yumuşak bir dil, güzel bir üslup kullanılmasını ilke olarak benimsemiştik.

Yayın Politikasını da,

1-" İslami hareket ülkenin somut şartlarına uyarlamak, daha Türkiyeli olmak ve bununla bağlantılı olarak sistemin sınıfsal yapısından kaynaklanan zulme karşı çıkmak ve bu sorunlara karşı müslümanca bir yaklaşım sergilemek,

2- Sistemin ırksal yapısından kaynaklanan zulme ve Kürt halkının ezilmesine karşı çıkmak ve onun bu konuda sözcülüğünü yapmak,

3- Türkiye'deki İslami hareketin direnişini kendimize konu edinmek" olarak belirledik.

Bir özeleştiri olarak söylüyorum, bazen gündemin getirdiği bir takım konuların biraz önce saydığım ilkelerin önüne geçtiği de olmuştu. Aslında bizim çıkış noktamız daha önce Müslümanların soyut bir şekilde anladıkları tevhit ilkesini somutlaştırarak ülke düzeyinde ortaya çıkan ilahları tespit ederek bunlara karşı bir tavır geliştirmekti.

Yayın hayatımızda yol gösterici olarak kendimize İslam düşüncesinin teorisyenleri ve mücahidleri olan Cemalettin Afgani, Hasan el-Benna, Seyyid Kutup, Mevdudi ve İran İslam Devrimi'ni gerçekleştiren kadro ve onun önderi İmam Humeyni'yi benimsemiştik.

Bu önderlerin tümünü rehber edinmemize rağmen Seyyid Kutub'un toplumsal sorunları dışlayan tevhid akidesi yerine İmam Humeyni'nin sosyal sorunları da içeren tevhidi yaklaşımını öne çıkardık.

İlkelerimizden birisinin muhalif gruplara aktif tavır göstermemek olduğunu belirtmiştik. İktibas ve Hak Söz dergisinin yaptığı gibi gelenekle ve hurafelerle mücadele konusunda yoğunlaşmıyorduk. Bu tavrın bizi rejimle olan mücadelemizden saptıracağını düşünüyorduk.

Rahmetli Ercüment Özkan İran İslam Devrimi'nin de bu yüzden güdük kaldığını ve bizim bu tavrımızın diğer anlayışlardan farkımızı ortadan kaldırdığını belirterek bizi eleştiriyordu.

Bazı arkadaşlarımız bizim yayın çizgimizi müslümanları vaktinden önce rejimle karşı karşıya getirdiğini belirterek bizi eleştiriyorlardı. Fakat aslında biz rejime savaş açmıyor sadece onu tanımlamaya çalışıyorduk. Türkiye'de hep saldırgan üslupla net tavır birbirine karıştırıldığı için bazı çevrelerde bunlar bizi nereye sürüklüyor şeklinde endişeler doğuyordu.

Bunun yanında üslubumuz da eleştiriliyordu. Biz yumuşak üslubu ve hakaret etmemeyi ilke edinmiştik. Örneğin M. Kemal'e hakaret ve küfrün İslami olmadığını ve bunun kanundan kaynaklanmayıp İslami bir ilke olduğunu düşünüyorduk. Fakat zalim, kafir ve fasık gibi tanımlamaları da hakaret değil konum belirleyen tavırlar olarak görüyorduk.

Dergi konusunda yapacağım başka bir özeleştiri de ekonomik zulme karşı yaptığımız yayınların salt dergi düzeyinde olduğu için havada kalmasıdır. Sınıfsal hareket içinde yer alma ve orda tavır koyma yerine makro-ekonomi politikalarını eleştiren yayınlar yaptık.

Kürt sorunu da dergimizde yoğun bir şekilde yer aldı. Kürt sorunu ve işçi sınıfındaki tavrımız nedeniyle bazı müslümanlardan yoğun eleştiri aldık.

Kürt sorunundaki tavrımız rejim tarafından cezalandırıldığı gibi müslüman çevrelerde de hoş karşılanmadı. Türkiye'nin batısındaki yayınevleri kapağındaki Kürdistan sözcüğünden ötürü dergimizi satamadıklarını ve sergileyemeyeceklerini bize ilettiler.

Bölgede müslümanlardan yana olan tavrımız nedeniyle çatışmalarda taraf tutma konumunda olduk ve şehidlerimizi sahiplendik. Bu yüzden PKK'nın yayın organları tarafından kont-gerilla ilan edildik.

Fakat aynı zamanda zalim bizden de olsa ona tavır koyma prensibimiz devam etmelidir inancı gereği bölgedeki müslümanların yaptığı yanlış uygulamaları da eleştirdik.

Bugün ise dergiyi kapatmak durumundayız. Bunun başka sebepleri olsa da en ciddi nedeni dergimizin her sayısı hakkında toplatma kararı alınması ve ard arda gelen hapis cezalarının yağdığı bir döneme girmiş olmamızdır. Biz bunu kaldıramayacağımızı düşünüyoruz. Yeryüzü dergisinin piyasadan çekilmesi ve susturulması karara bağlanmış, devlet bunu uygulamaya koyuyor. Para cezalarından korkmuyoruz, müslümanlar bunu karşılayacaklarını taahhüt ediyorlar. Fakat hapis cezalarında kimse bizim yerimize yatamayacağı için derginin yayınına bir nokta konmasına karar verdik. Veda sayısı olarak bir sayı hazırlıyoruz o sayıda bu konuştuğumuz konuları yazarlarla tartışıyoruz, yazar arkadaşlarımız politikalarımız, yaptıklarımız, yapamadıklarımızı sorguluyorlar.

Kaynak: Haksöz Dergisi - Sayı: 49 - Nisan 95

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları