Yitirme Umudunu Yiğidim

Yitirme Umudunu Yiğidim
Abdüsselam Güngörmez

suriyeli-anne-ve-bebegi.jpg

Sakin uğultulara inat

gecenin ayetlerine sarılıp

çağa isyanıma tanık bir düş biliyorum ben.

Sanki kırmızıydı renk...

Ve adına kan denilen sıvının hicretiyle noktalanan yaşama,

bu bağlanışı nasıl açıklayabilirim?

Hem daha ne oldu ki?

Ne kadar saat döndü?

Kaç takvim değiştirdik?

Yine de ihanete sempatik yaklaşımlar görüldü dünyamızda.

Belki dişlilerin keskinliğinden kaynaklandı bu.

Belki de yürek yerlerimize

inancın muhafızlarını iyi yerleştiremediğimizden...

Kim bilir belki de adına korku dediğimiz

pozitif sevgi labirentlerinde tutuklu kaldığımızdan...

Ama yine de ortada olan ihanetin dostlarıyla

sömürgeler oluşturduğumuzdu.

Ve ellerimizin uzandığı dualardan,

kılıçlardan kurtuluşu isteyemedik.

Gözlerimizin görüş alanında ne devrimler olabilirdi oysa.

Ne ıslahatlar yapabilirdik,

ama coşkunun İslamcasını düşürdüğümüz gün kalplerimizden,

geriye miskin entellektüel beyinlerimiz kaldı.

Adanışın beynin hangi yöresine tekabül ettiğini bilemezdik elbette.

Hem böyle bir diyar var mıydı sanki?

Ne olduysa oldu bir koskoca ihanet olduk.

Ve adına sabır dedik beklemenin.

Yine de bitik türküler önermiyorum.

Umutsuzluğun kollarına koşmaktan bahsedemem...

Ellerimizi törpüleyip ihanete adaklar sunmayı da tasvip etmiyorum.

Ve korkunun avuçlarına düşmemek için

sessiz sedasız oturmayı iğreti buluyorum.

Tüm bunları reddediyorum.

Yeni bir ahitle çıkmalıyız yüreklerimize.

Rüzgar gibi esmeli,

şimşek gibi aydınlatmalıyız dünyayı.

Ve ardından yağmur olmalıyız rahmetcesine.

Düşlerimize sağnakça iman tıkmalıyız.

Sessizliğin kullarına aldırmadan sarp yokuşu tırmanmalıyız.

Uzun yola çıkmayı göze alıp dar kapıdan girmeliyiz.

Zora talip olmalıyız özetle.

Kolayın bataklıklarından sakınmalıyız.

Ve elbette kitabın ardında yalın iman yürümeli,

kitabın rehberliğinde dosdoğru muvahhidler olarak

savaşmalıyız korkunun çetesiyle.

Ve işte o zaman darüsselamın esintilerini polis copları bildirecek.

Vuslatın kapılarına yaklaştığımızı tağutun mahkemelerinden işiteceğiz.

Ölümün gülümsemesini darağaçlarında gördüğümüz de olacak.

Parmaklıklar ardında kitap da okuyacağız.

Ama aldırmayacağız.

Çünkü isyanın adımlarının takipçileriyle savaşacağız.

Çünkü düşlerimizin somutlaşmasına tanık olacağız.

Çünkü Rahman'a köle,

çünkü ezilmişlere önder,

çünkü yeryüzünde halife olacağız...

Umudunu yitirme yiğidim.

 

Kaynak: Haksöz Dergisi - Sayı: 59 - Şubat 96

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Onu Anlat İşte20 Şubat 2015 Cuma 00:08
  • Yitirme Umudunu Yiğidim20 Şubat 2015 Cuma 00:05
  • Bir Daha Gel19 Şubat 2015 Perşembe 01:10
  • Dağlar ve Yiğitler17 Şubat 2015 Salı 01:03
  • Direniş Sularında14 Şubat 2015 Cumartesi 00:50
  • Yetmiyor Dilimiz10 Şubat 2015 Salı 00:52
  • Anneler Geri Gelecekler10 Şubat 2015 Salı 00:31
  • Zulümatta Mücadele10 Şubat 2015 Salı 00:18
  • Köksalan07 Şubat 2015 Cumartesi 23:45
  • Çağın Havarisine Mektup07 Şubat 2015 Cumartesi 21:58